Mısır uçakları ve Körfez’deki "sahte bayrak" tuzağı
Orta Doğu coğrafyası, tarihin en karmaşık ve çok katmanlı krizlerinden birinin içinden geçerken, askeri hareketlilikler sadece sınır güvenliği meselesi olmaktan çıkıp küresel bir stratejinin parçası haline geldi.
Son günlerde Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) topraklarına Mısır savaş uçaklarının konuşlandırılması ve BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi'nin Abu Dabi'deki askeri gövde gösterisi, sıradan bir dayanışma ziyaretinin çok ötesinde anlamlar taşıyor.
Bu hamle, İran ile Körfez ülkeleri arasındaki gerilimin, üçüncü bir aktör olan Mısır üzerinden yeni bir cepheye tahvil edilme riskini barındırıyor.
Tehdit algısı ve Amerikan üsleri kıskacı
İran'ın bölgedeki askeri doktrini, büyük oranda "yakın çevre tehdidi" üzerine kurulu.
Tahran yönetimi, komşu ülkelerdeki Amerikan askeri varlığını doğrudan kendi ulusal güvenliğine yönelik bir saldırı platformu olarak tanımlıyor.
İran'ın BAE, Kuveyt veya Bahreyn gibi noktalara yönelik gerçekleştirdiği füze ve insansız hava aracı saldırıları, bir sebepsiz saldırganlıktan ziyade, bu ülkelerdeki ABD üslerinden kalkan uçaklara ve yapılan operasyonlara bir "misilleme" niteliği taşıyor.
İran'ın buradaki mesajı nettir: "Topraklarını bana karşı bir saldırı üssü olarak kullandıran her ülke, hedef tahtasına oturur"
Bu noktada Katar ve Türkiye gibi ülkelerin, kendi topraklarındaki üslerin kullanımına dair sergiledikleri mesafeli ve dengeli duruş, onları........
