Milli gelir, her hanenin tenceresinde aş, her gencin geleceğinde umut olmalı |
Türkiye'nin bugün karşı karşıya kaldığı en derin ve yakıcı mesele, sadece bir "pahalılık" sorunu değil, sistemik bir gelir adaletsizliği krizidir.
Makroekonomik büyüme rakamları kağıt üzerinde yükselmeye devam ederken, bu büyümenin meyveleri geniş halk kitlelerine ulaşmak yerine küçük bir azınlığın kasasına akmaktadır.
Gelir adaletinin ölçütü olan Gini katsayısının alarm verdiği bu tabloda, milli gelirdeki artış vatandaşın mutfağına yansımamakta; aksine, orta sınıf yok olmakta ve milyonlarca insan açlık sınırının altında bir yaşam mücadelesine mahkûm edilmektedir.
Milli gelirin kayıp denklemi
BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın sosyal medya paylaşımında dikkat çektiği şu matematiksel gerçek, Türkiye'deki ekonomik paradoksu tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermektedir:
TÜİK verilerine göre kişi başı milli gelirin 18.000 dolara ulaştığı bir senaryoda, bugünkü kurla her vatandaşın cebine ayda ortalama 67.000 TL girmesi gerekmektedir. Dört kişilik bir hane için bu rakam aylık 268.000 TL gibi refah düzeyi yüksek bir tutara tekabül eder.
Ancak gerçekler bu matematiksel ortalamanın çok uzağındadır. Bugün en yüksek maaşı alan devlet memuru çiftlerin bile toplam geliri bu rakamın yanına yaklaşamazken, 20.000 TL'ye mahkûm edilen emekliler ve 28.000 TL ile yaşamaya çalışan asgari ücretliler, devletin ilan ettiği "milli paydan" ciddi bir mahrumiyet yaşamaktadır.
Peki, bu devasa fark nereye gitmektedir? Eğer 80........