menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Maliyet, borç ve iklim kıskacında Türk tarımı

5 0
yesterday

Türkiye'de tarım sektörü ve gıda piyasası; iklim değişikliğinin yıkıcı etkileri, yüksek girdi maliyetleri ve kronikleşmiş yapısal sorunların birleşimiyle tarihinin en zorlu dönemlerinden birini yaşıyor.

Tarladan sofraya uzanan tedarik zincirindeki başta maliyet artışları olmak üzere temel sorunlar, gıda enflasyonunu genel enflasyon ortalamalarının üzerine taşıyan temel dinamik haline geldi. 

Sektör, bir yandan aşırı sıcaklar, zamansız gelen zirai donlar, kuraklık ve yeraltı su seviyelerinin çekilmesi gibi iklim şoklarıyla boğuşurken; diğer yandan pamuk, mısır ve sebze-meyve grubunda belirgin verim kayıplarıyla karşı karşıya kalıyor.

Üretimin belini büken maliyet artışları

Üretim sahasındaki fiziki zorluklara, her geçen gün ağırlaşan ekonomik yükler eşlik ediyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan veriler, üreticinin üzerindeki maliyet baskısını net bir şekilde ortaya koyuyor.

Tarımsal girdi fiyatları yıllık bazda yüzde 32,06 oranında artış kaydederken, tarımda kullanılan mal ve hizmetlerdeki yıllık artış yüzde 33,88'e ulaştı.

Girdi kalemleri incelendiğinde en çarpıcı yükseliş, yıllık yüzde 50,99'luk artışla gübre ve toprak geliştiriciler grubunda yaşandı.

Üretimin en kritik bileşenlerinden biri olan enerji tarafında ise tablo daha da ağır vaziyette. Enerji grubundaki yıllık fiyat artışı yüzde 77,63 gibi rekor bir seviyeye ulaştı. 

Dışa bağımlı olunan mazot, tohum, ilaç ve yem maliyetlerindeki bu kontrolsüz yükseliş, üretim maliyetlerini tırmandırmaya devam ediyor.

Tarladan markete katlanan fiyatlar

Üretim maliyetlerindeki bu sıçrama, doğrudan satış fiyatlarına yansıyor. Yem fiyatları et ve süt ürünlerini; gübre ve mazot zamları ise taze sebze ve meyveyi, tüm tarım ürünlerini doğrudan........

© Yeni Mesaj