Körfez'de çok yönlü satranç ve vekalet savaşları
Bölgesel gerilimlerin yükseldiği, küresel güçlerin doğrudan ya da vekilleri üzerinden nüfuz mücadelesi verdiği Orta Doğu sahası, tarihinin en karmaşık ve kırılgan dönemlerinden birini yaşıyor.
Savaşın seyrini değiştirebilecek kritik hamlelerin ardı ardına geldiği bu denklemde; Suudi Arabistan'ın çatışma iklimine yavaş yavaş çekilmesi, Çin menşeili yeni mühimmat ve hava savunma sistemlerinin sahaya girişi ve bölgesel aktörlerin gizli diplomasi trafiği kartların yeniden dağıtılmasına yol açıyor.
ABD ve İsrail ikilisinin stratejik hesapları karşısında İran'ın yürüttüğü direnç ve misilleme doktrini, gerilimin geçici durağanlıklardan hemen sonra çok daha şiddetli bir fırtınaya dönüşebileceğini gösteriyor.
İsrail'in denklem dışı tutulma hilesi ve Suudi Arabistan'ın savaşa itilmesi
Son dönemde yaşanan askeri çatışmalarda İsrail'in görünürde denklem dışı bırakılması, bölgedeki stratejik illüzyonun en dikkat çekici unsurlarından biridir.
Ancak ABD'de gerçekleşen Netanyahu-Trump zirvesinin ana gündem maddesinin doğrudan İran olması, "İsrail'in hiçbir zaman bu denklemin dışında kalmadığını" açıkça ortaya koymaktadır.
Washington yönetimi, belirli stratejik ve lojistik hassasiyetler sebebiyle İsrail'i ön planda tutmaktan kaçınmıştır.
Bu durumun arkasında yatan ilk temel neden, İsrail'in savunma kapasitesini ve yıpranan savaş gücünü toparlayabilmesi, aynı zamanda ülkeyi İran'ın balistik füze kapasitesinden koruyacak zamanı kazanmasıdır.
İkinci ve belki de daha kritik gerekçe ise Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerinin bölgesel politikalarıyla ilgilidir.
Riyad yönetimi, Tel Aviv ile yan yana durarak Tahran'a karşı bir çatışmaya girmekten, hem kendi kamuoyunun tepkisinden çekindiği hem de Arap dünyasındaki liderlik konumuna zarar getireceğini düşündüğü için imtina etmiştir.
Ne var ki, gelinen noktada Husiler ve Irak'taki Şii milisler gerekçe gösterilerek Suudi Arabistan adım........
