Kağıt üzerindeki enflasyon sofradaki gerçeği yansıtmıyor
Türkiye ekonomisinin son yıllardaki en önemli gündem maddesi olan enflasyon, açıklanan resmi veriler ile halkın hissettiği hayat pahalılığı arasındaki uçurum nedeniyle derin bir güven bunalımına dönüşmüş durumda.
Nisan ayı verileriyle birlikte yeniden alevlenen bu tartışma, sadece istatistiksel bir farkı değil, bir toplumun sistematik olarak fakirleşme sürecini de gözler önüne seriyor.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan veriler ile Bağımsız Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) arasındaki devasa fark, "Hangi enflasyon gerçek?" sorusunu bir kez daha sordurdu.
Sansürlü rakamlar mı, piyasa gerçekleri mi?
Nisan ayı enflasyon verileri, iki kurum arasındaki metodolojik ve sonuca dayalı ayrışmayı zirveye taşıdı. TÜİK, aylık bazda enflasyonu yüzde 4,18, yıllık bazda ise yüzde 32,37 olarak ilan ederken; ENAG aynı dönem için aylık yüzde 5,07 ve yıllık bazda çarpıcı bir oranla yüzde 55,38 rakamlarını paylaştı.
Aradaki 23 puanlık yıllık fark, iktisadi bir sapmadan ziyade yapısal bir tercihin işareti gibi görünüyor.
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın bu verileri "sansürlü" olarak nitelendirmesi, sokaktaki vatandaşın algısıyla örtüşen bir eleştiri.
TÜİK de ENAG da aynı Türkiye piyasasındaki ürün fiyatlarını baz alarak bir enflasyon hesaplaması yapmaktadır.
Hatta TÜİK, ENAG'ı mahkemeye vermiş ve ENAG'ın hesaplama yöntemi mahkeme kararına göre de doğru kabul edilmişti.
Durum böyle olmasına rağmen TÜİK'in enflasyonunun piyasa gerçeklerinden uzak oldukça düşük çıkmasının iki temel sebebi olabilir: Ya sepete dahil edilen ürün fiyatları........
