Hürmüz'den Babülmendep'e gerilim ve küresel kriz
ABD'nin son mutabakatı devre dışı bırakarak ateşkes sürecini sonlandırmasının ardından, bölgedeki askeri hareketlilik yeni bir boyuta taşındı.
ABD artık İran'ın sivil altyapılarını da hedef alıyor ve İran da misillemelerini buna karşılık olarak yapıyor.
ABD-İran çatışması sadece askeri üslerle sınırlı kalmayıp sivil altyapıyı ve küresel ticaret hatlarını da rehin alan topyekûn bir stratejiye dönüştü.
Ürdün, Kuveyt ve Bahreyn ABD'nin operasyonel merkezi konumunda
ABD, İran'a yönelik operasyonlarında bölgedeki stratejik askeri varlığını maksimum kapasiteyle kullanıyor. Bu süreçte özellikle Ürdün, Kuveyt ve Bahreyn'deki Amerikan üsleri, İran'ı hedef alan saldırıların lojistik ve operasyonel merkezleri haline gelmiş durumda.
Keşm Adası ve Sirik başta olmak üzere İran'ın kuzeyinden güneyine pek çok stratejik nokta, bu üslerden kalkan ABD savaş uçakları ile vuruluyor.
Bu denklemde en dikkat çeken aktör ise Ürdün.
İstihbarat faaliyetleri ve hava operasyonları için ABD'ye en ciddi lojistik desteği sağlayan ülkelerin başında gelen Ürdün, bu konumu nedeniyle İran'ın doğrudan hedef tahtasına oturmuş durumda.
Şimdiye kadar Birleşik Arap Emirlikleri gibi aktörlerin sessizliğini koruduğu bu yeni aşamada, çatışmanın lojistik ayakları giderek daha fazla su yüzüne çıkıyor.
Sivil altyapının hedef alınması ve toplumsal baskı stratejisi
ABD'nin son saldırılarının en yıkıcı yönü, askeri hedeflerin ötesine geçerek sivil altyapıyı felç etmeyi amaçlamasıdır. Köprüler, telekomünikasyon ağları, gözlem kuleleri ve enerji tesisleri ardı ardına vuruluyor. Hatta çocuk kanser hastanelerinin yakınları ve okullar da bu bombardımanlardan nasibini alıyor.
İran makamları, sadece son saldırılarda 40'tan fazla........
