menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çürüyen sistem, sarsılan adalet ve sönen umutlar

15 0
01.10.2026

Türkiye bugün, devlet yapısından toplumsal dokuya, hukuk düzeninden iktisadi sisteme kadar uzanan derin ve çok boyutlu bir krizle yüzleşmektedir. 

Kamuoyunun ve siyasetin ana gündem maddelerini oluşturan liyakatsizlik, denetimsizlik, kamu tarafsızlığının yitirilmesi ve derinleşen ekonomik darboğaz, münferit aksaklıklar olmaktan çıkıp adeta sistemik bir çürümenin göstergesi haline gelmiştir. 

Devlet mekanizmasının kurumsal omurgasını oluşturan temel ilkelerin zedelenmesi, toplumdaki adalet, güven ve gelecek umudunu kökünden sarsmaktadır.

Tarafsızlığın kaybedilmesi, cezasızlık algısı ve siyasi imtiyaz kapanı

Anayasal bir hukuk devletinin var olabilmesi, kamu hizmetlerinin ve yargı mekanizmasının her bir vatandaşa eşit mesafede durabilmesine bağlıdır. 

Yasama, yürütme ve yargı erklerinin bağımsızlığı ile birbirini etkin biçimde denetlediği bir denge-denetleme sistemi, kamu tarafsızlığının tek güvencesidir. 

Ancak günümüz Türkiye'sinde kamu idaresinin ve hukukun tarafsızlığını kaybettiğine yönelik yaygın ve somut bir kanaat hâkimdir.

Bu tarafsızlık kaybı, beraberinde son derece tehlikeli bir "cezasızlık algısı" doğurmaktadır. 

İktidara yakın kesimlerin usulsüzlük, yolsuzluk veya suç teşkil eden fiiller karşısında hukuki yaptırımlardan muaf kalacağı inancı, toplumdaki adalet hissini ağır şekilde zedelemektedir. 

Bir tarafta muhalif siyasetçiler, belediyeler, baro başkanları, iş insanları ve gazeteciler en küçük bir iddia veya tek bir kelimelik beyan neticesinde ağır adli süreçlerle yüzleşirken; diğer tarafta suçu veya usulsüzlüğü somutlaşmış kişilerin imtiyazlı bir koruma zırhına büründürülmesi kabul edilemez bir dengesizlik yaratmaktadır.

Nitekim iktidar ortağı kulislerinden ve yayın organlarından yükselen eleştiriler dahi bu çürümenin boyutunu gözler önüne sermektedir. 

MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin Basın Danışmanı Yıldıray Çiçek'in yazdığı başyazıda Fatma Betül Sayan Kaya örneği veya son dönemdeki finansal skandallara dair yaptığı değerlendirmeler, meselenin sadece adli vakalardan ibaret olmadığını; toplumun damarlarına kadar yayılan ve kurşun gibi çöken bir atmosferi işaret ettiğini ortaya koymaktadır. 

Yıldıray Çiçek'in ifadelerine göre, devlet yönetiminde siyasi imtiyazların tanınması, kamu vicdanında kanayan bir yara........

© Yeni Mesaj