CELİL KOCATAŞ - Kazananı olmayan bir sınav
Dünyanın farklı köşelerinde, bambaşka niyetlerle uzayıp giden üç ayrı sıra… Görünürde her biri farklı bir telaşın peşinde ama aslında hepsi tek bir hikâyeyi anlatıyor bize: Modern zamanların o yorgun insanlık hâlini.
Bir tarafta İran… Söylentiler muhtelif; kimine göre abartı, kimine göre acı bir gerçek: İnsanlar ellerindeki üç beş parça altını devlete teslim etmek için kuyrukta. Kriz kapıya dayandığında bireysel birikimin yerini kolektif bir kaygıya, belki de çaresiz bir aidiyete bıraktığı o an. Söylenti bile olsa, bir toplumun refleksinin nasıl bir gecede değişebileceğinin en somut, en hüzünlü fotoğrafı bu.
Öte yanda Gazze… Orada sıralar bir yatırım aracına ya da dövize açılmıyor; doğrudan "hayata" açılıyor. Bir parça ekmek, bir lokma umut, bir yudum su için bekleyen anneler, çocuklar… Ayaklarının altındaki çamur mu yoksa kuru toprak mı, bunun hiçbir önemi yok. Çünkü orada mesele kâr-zarar hesabı değil, sadece nefes........
