Enerji, göç ve güvenlik üçgeninde Türkiye

Türkiye uzun süredir yalnızca kendi tercihleriyle değil, dünyanın tercihleriyle de yüzleşen bir ülkedir. Enerji krizleri, kitlesel göç dalgaları ve bölgesel güvenlik tehditleri artık "dış politika" başlığı altında tartışılabilecek soyut meseleler olmaktan çıkmıştır. Bu başlıkların her biri bugün doğrudan mutfağımıza, sokağımıza, işimize ve huzurumuza dokunmaktadır.

Türkiye'nin önünde duran tabloyu açıkça ifade etmek gerekir:

Enerji yollarının merkezindeyiz; hatta altımızda ve üstümüzde ciddi enerji kaynakları bulunuyor. Buna rağmen pahalı enerji kullanıyoruz.

Milyonlarca göçmene ev sahipliği yapıyoruz; fakat bu yükü uluslararası toplumla paylaşamıyoruz.

Bölgesel güvenlikte kritik bir rol üstleniyoruz; ancak çoğu zaman bunun karşılığında yalnızlaşıyoruz.

Bu gerçekler ortadadır. Yapılması gereken; iktidarıyla, muhalefetiyle, kurumlarıyla karşılıklı istişare içinde, daha akılcı ve sürdürülebilir bir yol ortaya koyabilmektir.

Enerji: Avantajı yönetime dönüştürememek

Türkiye, enerji açısından son derece stratejik bir coğrafyada yer almaktadır. Doğalgaz ve petrolün üretildiği bölgelerle tüketildiği merkezler arasında doğal bir geçiş noktasındayız. Bu durum, doğru yönetildiğinde Türkiye'ye önemli bir stratejik güç kazandırabilirdi. Ancak pratikte tablo bu yönde gelişmemiştir.

Bugün Türkiye hâlâ pahalı enerji kullanan, sanayisini yüksek maliyetlerle ayakta tutmaya çalışan bir ülkedir. Bunun temel nedeni enerjiye erişim sorunu değil; enerjiyi yönetecek uzun vadeli ve kurumsal bir stratejinin eksikliğidir.

Sorun tam da burada düğümlenmektedir. Enerji politikaları, kurumsal devlet aklıyla değil; çoğu zaman dönemsel siyasi tercihlerle yürütülmektedir. Büyük projeler anlatılmakta, iddialı hedefler dile getirilmektedir; ancak şeffaflık zayıf, denetim sınırlıdır. "Enerji merkezi oluyoruz" söylemi sıkça tekrarlanmakta; fakat bunun vatandaşa, sanayiye ve üreticiye ne kazandıracağı net biçimde ortaya konmamaktadır.

Oysa enerji meselesi, iç politika malzemesi yapılabilecek bir konu değildir.

Enerji pahalıysa enflasyon yükselir.

Enerji dışa bağımlıysa dış politika kırılganlaşır.

Enerji stratejisizse güvenlik zafiyeti oluşur.

Bu nedenle Türkiye enerji meselesinde sloganla değil, hesapla konuşmalıdır. Yenilenebilir enerjiye planlı ve kararlı yatırımlar yapılmalı, yerli teknoloji desteklenmeli, enerji anlaşmaları Meclis denetimine........

© Yeni Mesaj