Dijital tekel kıskacında Türkiye ekonomisi: Emek, kalite ve marka değil, algoritma kazanıyor |
Türkiye'de ticaretin yönünü artık fabrikalar, atölyeler ya da çarşılar belirlemiyor. Oyunu dijital pazaryerleri ve sosyal medya platformları kuruyor. İlk bakışta bu durum cazip görünüyor: Daha fazla satış, daha fazla görünürlük, daha hızlı ticaret… Ancak perde arkasına bakıldığında, üreticiyi zorlayan ve ekonomiyi uzun vadede yıpratan dijital bir tekel düzeni karşımıza çıkıyor.
Bugün bazı büyük dijital platformlar, sadece satışa aracılık etmiyor; fiyatları dolaylı olarak şekillendiriyor, kuralları kendisi koyuyor ve üreticiyi kendisine bağımlı hâle getiriyor. Bu durum neredeyse tüm sektörlerde hissediliyor.
Bir düşünelim… Bir firma yıllarca emek veriyor, AR-GE yapıyor, marka kuruyor, insan çalıştırıyor, vergi ödüyor. Ama karşısına çıkan rakip, üretim yapmadan, yatırım almadan, sadece dijital mecraları iyi kullanarak aynı pazarda yer alabiliyor. Üstelik agresif fiyatlarla piyasayı baskılıyor. Sonuçta kaybeden; kaliteye yatırım yapan, markasını büyütmeye çalışan üretici oluyor.
Bugün gelinen noktada tablo net: Kaliteli üreten, markasına sahip çıkan firmaların önüne; interneti, sosyal medyayı ve dijital pazaryerlerini daha iyi bilenler geçiyor. Üretim gücü, kalite standardı ve sürdürülebilirlik değil; görünürlük, algoritma ve algı yönetimi belirleyici hâle geliyor. Emek geri planda kalıyor, "öne çıkan" kazanıyor.
Kalitenin değil, algının kazandığı bir piyasa
Piyasa giderek........