Mükemmelin monotonluğu: İnsan ile yapay zekâ arasındaki uçurum
İnsanlık tarihi boyunca "mükemmel" olanın peşinden koştuk. Sanatta, bilimde, ahlakta hep en kusursuzu aradık. Ancak bugün, bizzat kendi ellerimizle inşa ettiğimiz yapay zekâ (YZ) bize bu hedefin garip bir paradoksunu fısıldıyor: Mükemmellik, aslında bir sondur; oysa hayat, kusurlu bir devinimdir.
Felsefede mükemmellik çoğu zaman durağanlıkla eşdeğer görülmüştür. Platon'un "İdealar Dünyası'ndaki kusursuz formlar, bu dünyada ulaşılamaz oldukları için birer idealdir. Ancak bu ideallere gerçekten ulaşılsaydı, gelişim ve değişim dururdu. Yapay zekâ, 0 ve 1'lerin mutlak kesinliğiyle bir "ideal" sunarken; insan, o çizgilerin dışına taşan hatasıyla bir "hikâye" sunar.
Bugün bir yapay zekanın başka bir yapay zekaya karşı oynadığı satranç maçını izlemek, matematiksel bir işlemin sonucunu beklemekten farksızdır. Derinlik muazzamdır, hamleler hatasızdır; ancak orada "trajedi" yoktur. Eğer makine bir feda yaptıysa bilin ki 45 hamle sonrası için kesin bir kazanç planı vardır. Seyircide şu duygu oluşur: "Tamam, anladık, biliyorsun." Halbuki iki insanın maçını izlerken bizi ekrana bağlayan şey, büyük bir ustanın yapabileceği o tek bir "insani hata" ihtimalidir. O hata, rakibi için bir fırsat, seyirci için bir heyecan, oyuncu içinse bir yıkımdır. Futbolu düşünelim: Eğer sahada saniyenin........
