menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Kürt sorunu” var diyenler iyi okusun!

28 0
10.08.2026

Dünya milletleri üzerinde bir araştırma yapın bakın!

Türk milletinin haricinde yeryüzünde hiçbir milletle bu kadar uğraşıldığına tanıklık edemezsiniz.

Peki, ama neden?

Çünkü yeryüzünde Türk'ün ayak basmadığı ve kadim uygarlık ve yüksek medeniyetler seviyesine ulaşılmadığı, hiçbir coğrafya yoktur.

Bunu bilmesi ve gurur duyması gereken, Türk milleti olmalıydı.

Ancak maalesef, yabancılar bu hakikati bizlerden çok daha derinlemesine ve çok daha detaylı bilmektedir.

Nedeni, bu milletin evlatlarına okutulması için Atatürk tarafından bırakılan tarih kitaplarının, bilinçli bir tercihle okutulmamasından kaynaklıdır.

Eşsiz önderimiz ebedi başkomutan Atatürk'ün 1938 yılında tercüme ettirerek yayımlanmasını istediği Türk tarih tezi kitaplarının listesi, ne acıdır ki halen daha Türk Tarih Kurumu'nun tozlu raflarında bekletilmektedir.

Şayet bu kitaplar bastırılıp okullarda okutulmuş olsaydı, bugün dışarıdan sipariş edilen "Kürt sorunu" kavramlarına kimse aldırış etmeyecekti.

Bu eserlerin okutulmaması, tek kelime ile İHANETTİR!

Hiç kimse Atatürk'ten daha öngörülü değildir.

Bugün yaşadığımız yapay "Kürt sorunu" tartışmalarının tek nedeni, bir yönüyle cehalet, diğer yönüyle ihanettir.

Peki, nedir ve nereden çıkmıştır bu "Kürt" meselesi veya isyanları.

Dikkatle okuyunuz ve lütfen etrafınızla paylaşınız.

Başlıyoruz…

Bir kere Osmanlı'daki Kürt isyanları, 19. yüzyılın ikinci yarısında yaygınlık göstermeye başlar.

Bu dönem aynı zamanda kimi Islahatlar ve bu Islahatların maddi ihtiyaçlarını gidermek, Osmanlı Devleti'nin merkezi otoriteyi güçlendirdiği sürece rast gelir.

19. yüzyılda baş gösteren Kürt isyanlarını ikiye ayırmak gerekir.

İlk örnekte aşiret karakteri belirgin ve isyan edenlerin bağımsızlıkçı yaklaşımlarının kendini hissettirdiği isyanlar öne çıkarken, ikinci örnekte daha çok boşalan Kürt aşiret otoritesini dini referanslarla yeniden tesis eden, dini kimliğin öne çıktığı isyanlar yer alır.

Tabi ki 'dini' referanslar derken, isyanda başı çekenlerin din istismarından bahsediyoruz!

İlk yaklaşıma verilecek örneklerde isyan eden liderler, Mir unvanını kullanılırken, akabinde gelişen isyanlarda ise daha çok, Şeyh ya da Seyyid unvanlarını görmekteyiz.

İlginç değil mi?

Her ikisinin de modern anlamda milliyetçilikten uzak isyanlar olduğunun altını tekrar çizelim.

Esas dikkat edilmesi gereken nokta ise, isyanların ortak kaderinin ulusal bilinçten yoksun, sözde 'dini' bir alana sıkıştırılmış olmasıdır.

Yani burada ve bu bölgede yaşayan insanların, herhangi bir sorunu olması nedeniyle bir isyanın çıkarılmış olması gibi bir durum söz konusu değildir.

İsyanlara gösterilen gerekçe ise, Kanuni Sultan Süleyman döneminde, Kürt aşiretlerine verilen........

© Yeni Mesaj