“Ben Türk ordusunun başıyım, Türkmen’im” |
Savaş halinde olan veya olmayan ülkelerin Genel Kurmay Başkanları, mutlaka o toplumun insanları tarafından ismen tanınmaktadır.
Bizim ülkemizde de 2007 yıllarına kadar böyleydi.
Özellikle de güvenlik ve terör konusuna ilişkin açıklamaları, hep askerler veya Genel Kurmay Başkanları yapardı.
Bu durum, şüphesiz toplumda daha fazla güven duygusu oluştururdu.
Türk ordusunda 2002 yılına kadar, Genel Kurmay Başkanlığı yapan çok değerli ve vatansever işimler vardı.
Askerlerin tamamı vatanseverdir ve bugün de, yarında kıyamete kadar daima öyle olacaktır.
Ama öyle bir isim var ki, şahsen benimde büyük bir hayranlık duyduğum bir şahsiyetti.
Atatürk Cumhuriyetini ve ilkelerini, tereddütsüz koruyan ve kollayan güvenli bir limandı.
Her asker ve komutanın, onun gibi olmasını çok arzu ederdim.
Öyle değildir demiyorum elbette.
Bahsettiğim tarihi kişilik, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 23. Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu'dur.
30 Ağustos 1998 - 28 Ağustos 2002 tarihleri arasında görev yapmıştır.
Tarih 16 Temmuz 2002...
Türkiye'yi ziyareti daha önce üç kez ertelenen ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz, resmi temaslarda bulunmak üzere gece geç saatlerde Ankara'ya indi.
Gezi basında günler öncesinden köpürtüldü.
Uçaktan inen Wolfowitz'in canı oldukça sıkkındı.
Görüşmek istediği tüm isimlerden randevu almış ancak biri kendisini kabul etmemişti.
Kara Kuvvetleri Komutanıyken Kıbrıs'taki çadırda suikasttan kurtulan Kıvrıkoğlu bir türlü kendisini kabul etmiyordu.
ABD Büyükelçiliği ve diğer makamlar araya girdiyse de, asil Türk ordusunun Paşası hiç geri adım atmamıştı.
Hatta Washington devreye girip, Başbakan Ecevit'ten aracı olmasını bile rica etti.
Kıvrıkoğlu Paşa Ecevit'e de kibarca "Hayır" diyerek görüşmeye yanaşmadı. Kriz giderek büyüyünce rahmetli Ecevit tekrar telefona sarılarak "En azından iki-üç dakika görüşün bari" teklifini iletti.
Paşa hiç de istemeyerek te olsa "Peki" cevabını verdi.
Paşa çok öfkeliydi.
Görüşme başlamış lakin, kimsenin yüzü gülmüyordu.
ABD'li Bakan, Irak işgalini masaya getirmişti.
Peş peşe akıl almaz istekler sıralıyordu.
Kıvrıkoğlu Paşa, Wolfowitz'in kendisini rahatsız eden konuşması üzerine çok sert bir tepki verdi. "Kerkük'ü de içine alan bir Kürt Devleti kurulması söz konusu olursa, doğrudan ve açıkça oraya, bölgeye gireceğimizi, müdahale edeceğimizi biliniz" diye sert bir çıkış yaptı.
Şaşkına dönen Wolfowitz "Ben, ABD Savunma Bakan Yardımcısıyım, benimle böyle konuşamazsınız" dedi.
Orgeneral Kıvrıkoğlu ise "Ben de Türk ordusunun başıyım ve üstelik de Türkmen asıllıyım" diye karşılık verdi.
ABD'li Bakan şok olmuş bir şekilde salonu terk etti.
Irak işgalini Ankara'ya en net anlatan ABD'li olan Wolfowitz, ülkesine bu halde döndü.
Daha sonra Kıvrıkoğlu Paşa, bulunduğu o yüce makamı Hilmi Özkök'e bıraktı.
Birkaç ay sonra da Türkiye'nin gündeminde 1 Mart Tezkeresi vardı.
Herkes nasıl bir sonuç çıkacak diye merakla bekliyordu.
Amerikalılar aradaki pürüzlere rağmen karardan emindiler.
Ancak sonuç öyle olmadı ve Tezkere Meclis'e takıldı.
Wolfowitz'e göre, "Türk Ordusu, siyasiler üzerinde gerekli baskıyı yapmamıştı. Tezkere'nin geçmemesinin arkasında da, Kıvrıkoğlu'nun parmağı vardı.
Wolfowitz, Pentagon'da sık sık "Türkler ABD'ye kafa tutmanın ne demek olduğunu anlamalı" diyordu.
Bu aşağılanmanın faturasını ödetmek için fırsatını kolluyordu.
Aradığı fırsatı tam bir yıl sonra yakaladı...
4 Temmuz 2003 günü, Kuzey Irak'taki Türk Birliği basıldı.
ABD askerleri ve çok sayıda Peşmerge kılıklı PKK'lı, karakolun etrafını sardı. Silahlarını kullanmayan 11 Türk askerinin başına çuval geçirildi.
Operasyonun emrini ise, Wolfowitz vermişti.
Demem o ki, o gün Kıvrıkoğlu Paşa ordunun başında olsaydı alçak ABD askerleri, aynı eylemi gerçekleştirebilir miydi?
"Ben Türk ordunun başıyım ve Türkmen'im" diyen Paşa'ya selam olsun.