Sosyal devlet boşluk bırakmaz |
Türkiye'de ne zaman büyük bir afet yaşansa, ne zaman ekonomik şartlar ağırlaşsa aynı tartışma yeniden başlıyor.
Yardımı kim yapacak?
Devlet mi?
Yoksa dernekler, vakıflar ve gönüllü kuruluşlar mı?
Son yıllarda kamuoyunda geniş yankı uyandıran Kızılay üzerinden yapılan bağış tartışmaları, Ahbap Derneği etrafında oluşan polemikler ve 6 Şubat depremlerinin ardından yaşanan çadır tartışmaları, yalnızca belirli kurumları değil, çok daha temel bir meseleyi gündeme taşıdı:
Sosyal devlet görevini tam olarak yerine getiriyor mu?
Bence asıl konuşmamız gereken konu budur.
Çünkü sosyal devletin güçlü olduğu yerde, vatandaşın ilk sığınacağı kapı devlettir.
Afet olduğunda…
İşsiz kaldığında…
Aç kaldığında…
Barınacak yer bulamadığında…
İlk akla gelen bir dernek, bir vakıf ya da bir yardım platformu değil; devlet olmalıdır.
Elbette sivil toplum kuruluşları demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır.
İyi niyetle çalışan, milyonlarca insana ulaşan ve önemli hizmetler üreten çok sayıda dernek ve vakıf bulunmaktadır.
Bunların varlığı toplum için kıymetlidir.
Ancak görev tanımlarını doğru yapmak gerekir.
Sivil toplum kuruluşları, devletin alternatifi değil; tamamlayıcısıdır.
Bir ülkede vatandaş, temel ihtiyaçlarını karşılamak için........