Hayat paraya indirgenemez
Ekonomi literatüründe uzun yıllardır neredeyse tartışmasız kabul gören bir varsayım vardır: Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) artıyorsa toplum ilerliyordur. Oysa son yarım yüzyılın verileri, bu kabulün giderek daha sorunlu hâle geldiğini göstermektedir. Gelir artarken yaşam kalitesinin aynı oranda yükselmemesi, hatta bazı alanlarda gerilemesi, artık yalnızca sosyal bilimcilerin değil, ana akım iktisadın da cevaplamak zorunda olduğu bir sorudur.
11.Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nde bu sorunu verilerle ortaya koyan isimlerden biri, Avusturya'dan Prof. Dr. Herman Knoflacher oldu. Knoflacher, "Hayat paraya indirgenemez" ifadesiyle özetlenebilecek yaklaşımında, büyüme rakamlarının insanî gelişmeyi açıklamakta neden yetersiz kaldığını grafikler ve karşılaştırmalı göstergelerle ortaya koydu.
Sunumda paylaşılan veriler çarpıcıydı: Kişi başına düşen GSYH istikrarlı biçimde artarken, insanî gelişme göstergelerinin (HDI, GPI gibi) aynı hızda ilerlemediği, hatta bazı dönemlerde durağanlaştığı görülüyordu. Bu tablo, sorunun "büyüyememek" değil, neyi ölçtüğümüz sorusu olduğunu açıkça ortaya koyuyordu. Başka bir ifadeyle, ekonomik faaliyet artıyor; fakat bu artışın toplumsal refaha, adalete ve yaşam kalitesine dönüşüp dönüşmediği ölçülmüyor.
Knoflacher'in temel tezi burada netleşiyor: Yanlış ölçtüğümüz bir şeyi doğru yönetemeyiz. GSYH, para hareketlerini kaydeder; ancak insanî ihtiyaçları, sosyal maliyetleri, çevresel tahribatı ve toplumsal huzuru ölçmez. Trafik kazaları, çevre felaketleri ya da sağlık harcamalarındaki artış bile GSYH'yi yükseltebilir. Bu nedenle salt........
