Trump İran'da kimi arıyor, kimi bulmaya çabalıyor

Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki gerilim yarım asırdır sürüyor. Donald Trump dönemi ise bu ilişkinin en sert evrelerinden biri oldu. Trump, İran'a karşı "maksimum baskı" politikası izledi; yaptırımları artırdı, nükleer anlaşmadan çekildi ve sert söylemleriyle tansiyonu yükseltti. Peki Trump gerçekten İran'da kimi arıyordu ve neden bulamadı?

Trump ve lider algısı

Trump klasik bir diplomat değildi. Uluslararası ilişkileri devletler arası dengelerden çok kişiler üzerinden pazarlık olarak gördü. Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile kurduğu ilişki bunun örneğiydi. Trump için ideal muhatap: otoritesi tartışılmayan, tek başına karar alabilen ve "anlaşma yaptım" diyebilecek biri. İran'da ise kararlar birçok aktör ve kurum arasında paylaştırılmıştı; bu nedenle Trump'ın tarzı sistemle uyuşmuyordu.

Hasan Ruhani: Masada eller bağlı

Hasan Ruhani, Batı'da uzun süre "ılımlı lider" olarak tanıtıldı. Nükleer anlaşma sürecinde adı sıkça duyuldu, Avrupa ülkeleriyle diyalog kurdu ve diplomasiye öncelik verdi. Teorik olarak Trump'ın masada pazarlık yapabileceği isimlerden biriydi.

Ama Ruhani gerçek gücü elinde tutmuyordu. Son söz cumhurbaşkanında değil; Dini Lider Ali Hamaney'dedir. ABD'nin anlaşmadan çekilmesi de onun kredibilitesini sarstı. Trump perspektifinden, Ruhani masada oturabilirdi ama elleri bağlıydı; yani anlaşmayı tek........

© Yeni Mesaj