Kıbrıs'ta masa yeni, hesaplar eski
AB'nin yeniden görünür hale geldiği Kıbrıs sürecinde asıl tartışma sadece çözüm modeli değil. Masanın hangi kurallarla kurulacağı, hangi dengelerin esas alınacağı ve geçmiş deneyimlerden hangi derslerin çıkarılacağı belirleyici olacak.
Brüksel'den gelen üç kelime
Kıbrıs dosyası yeniden hareketleniyor.
Birleşmiş Milletler süreci canlandırmak istiyor. Avrupa Birliği, daha aktif bir rol almaya hazırlanıyor. Yeni bir özel temsilciyle birlikte diplomatik temasların artırılması hedefleniyor.
İlk bakışta bu gelişmeler olumlu bir tablo ortaya koyuyor. Çünkü uzun süredir durağan ilerleyen bir başlık yeniden uluslararası gündemin üst sıralarına çıkıyor.
Fakat Kıbrıs'ta geçmiş, bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Bu adada mesele hiçbir zaman sadece görüşme yapılması olmadı. Asıl mesele, görüşmenin hangi zeminde yürütüleceği oldu.
AB açıklamalarında öne çıkan üç ifade bu nedenle dikkat çekiyor: "BM çerçevesi", "AB ilke ve değerleri" ve "AB mevzuatıyla uyum."
Diplomasi dilinde kullanılan her kelimenin bir karşılığı vardır. Çünkü bazen bir kelime, müzakerenin sınırlarını baştan çizer.
Bugün tartışılması gereken nokta da burada başlıyor.
Yeni bir süreç mi başlıyor, yoksa daha önce tartışılan başlıklar yeni ifadelerle yeniden mi önümüze geliyor?
Masaya kim oturacak değil, kuralları kim belirleyecek?
Kıbrıs meselesinde en önemli konu, tarafların yeniden bir araya gelmesi değildir. Çünkü bu ada, geçmişte birçok kez masalar gördü.
Asıl zor olan, o masada hangi anlayışın hakim olacağıdır.
Bir müzakere süreci sadece tarafların karşılıklı oturmasıyla başlamaz. Gündem, yöntem, hukuki çerçeve ve siyasi beklentiler de sürecin sonucunu etkiler.
Bu nedenle bugün ortaya çıkan tabloya sadece "yeni bir diplomatik fırsat" olarak bakmak eksik kalır.
Çünkü her taraf masaya kendi hafızasıyla gelir.
Bir taraf için çözüm anlamına gelen bir düzenleme, diğer taraf için yeni belirsizlikler doğurabilir. Bir........
