Doğu Akdeniz'de "doğru yol" gerçekten var mı, yoksa risk mi büyüyor?
Türkiye bugün Doğu Akdeniz'de yalnızca siyasi baskılarla değil, kalıcı hukukî risklerle de karşı karşıyadır. Bu riskler iyi hesaplanmadan atılacak adımlar, ileride telafisi mümkün olmayan kayıplara yol açabilir.
Önce bir gerçeği kabul edelim
Uluslararası hukuk romantik bir alan değildir. Haklı olanın değil, dosyası güçlü olanın kazandığı bir alandır. Uluslararası tahkim, mahkemeler ya da hakemlik süreçleri, "sonradan düzeltilebilir" kararlar üretmez. Bir kez verilen karar, onlarca yıl bağlayıcı olabilir.
Bu nedenle "Türkiye hukuk yoluna gitsin" demek tek başına doğru bir öneri değildir. Asıl mesele şudur:
Türkiye bu hukuki süreçlere hazır mı, değil mi?
Eğer hazırlık eksikse, tahkim ya da mahkeme Türkiye için bir çıkış değil, bir kapan olabilir.
Hukuk yolunun taşıdığı büyük risk
Bugün Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Türkiye'yi uluslararası hukuk zeminine çekmek istiyor. Bunun nedeni hukuk sevgisi değildir. Bunun nedeni, mevcut uluslararası sistemin büyük ölçüde kendi tezlerine yakın bir yorum üretme ihtimalidir.
Özellikle:
Adaların deniz yetkisi üretmesi
Avrupa Birliği hukukunun dolaylı etkisi
Türkiye'nin Birleşmiş........
