Büyük güçlerin gölgesinde Suriye: Çıkar, güç ve insan |
Ortadoğu'da yaşanan son gelişmeler, büyük güçlerin bölgede nasıl bir siyaset izlediğini bir kez daha gözler önüne serdi. Suriye sahasında değişen dengeler, dış desteğe yaslanan yapıların ne kadar kırılgan bir zeminde durduğunu açık biçimde ortaya koydu. Bugün sahada olan bitene bakan herkes aynı gerçeği görüyor: Büyük devletlerin dostluğu, çıkarlarıyla sınırlıdır.
Amerika Birleşik Devletleri'nin Suriye politikası, ilk günden bu yana bu gerçeğin somut örnekleriyle dolu. Washington, sahaya kendi askerini sürmeden sonuç almak istedi. Bunun için yerel aktörlerle iş birliğine gitti. Bu iş birlikleri, taktik ve geçici hedeflere dayanıyordu. Ancak sahadaki bazı yapılar bu tabloyu stratejik ortaklık olarak okudu. Yanılgı tam da burada başladı.
Amerikan dış politikasında ahlaki söylemler önemlidir ama belirleyici olan her zaman çıkardır. Demokrasi, özgürlük ve insan hakları vurgusu, çoğu zaman bu çıkarların meşruiyet için devreye sokulur. Sahadaki maliyet arttığında ya da öncelikler değiştiğinde ise bu söylemler sessizce geri çekilir. Suriye'de yaşananlar, bu yaklaşımın en güncel örneklerinden biridir.
Bugün gelinen noktada Amerika'nın bölgedeki yükünü azaltmak istediği görülüyor. Öncelikler değişiyor, riskler yeniden hesaplanıyor. Bu durum, dış desteğe fazlasıyla güvenen aktörler için ciddi bir belirsizlik anlamına geliyor. Sahadaki güç dengeleri hızla değişirken, dün vazgeçilmez görülen yapılar bugün tali unsurlara dönüşebiliyor.
Burada dikkat çekilmesi gereken önemli bir ayrım var. Bir halkın varlığı ile o halk adına siyaset yaptığını iddia eden yapıların geleceği aynı şey değildir. Halklar bu coğrafyada kalıcıdır. Ancak siyasi ve askeri yapılar, uluslararası dengelere bağlı olarak güç kazanır ya da zayıflar. Büyük güçler, halkların taleplerinden çok sahadaki işlevle ilgilenir.
Dış destekle kurulan siyasi projeler, kısa vadede etkili olabilir. Ancak bu tür projelerin uzun ömürlü olması zordur. Çünkü desteği veren taraf, oyunun kurallarını belirler. Şartlar değiştiğinde, destek alan aktörün manevra alanı daralır. Kendi toplumsal meşruiyetini ve bölgesel uzlaşısını kuramayan yapılar, bu değişime hazırlıksız yakalanır.
Ortadoğu tarihi, bu tür örneklerle doludur. Dün desteklenen, bugün gözden çıkarılan birçok aktör bu coğrafyada iz bırakmıştır. Büyük güçler için bölge, satranç tahtası........