Avrupa'nın yeni korkusu: İçeriden zayıflama

Avrupa bugün aynı anda iki farklı yöne bakıyor. Bir yanda güvenlik ve kriz refleksini güçlendirmeye çalışıyor, diğer yanda ise genişleme ve iç uyum baskısıyla karşı karşıya kalıyor. Bu ikili durumun en görünür örneklerinden biri ise Sırbistan.

 

Sırbistan bir yandan Avrupa Birliği üyeliğine hazırlanırken, diğer yandan Rusya ve Çin ile ilişkilerini sürdürüyor. Bu tablo ilk bakışta bir dış politika esnekliği gibi görünse de Avrupa açısından daha derin bir soruya işaret ediyor: AB, kendi içine bu kadar farklı yönlere açık ülkeleri dahil edebilir mi?
 

Avrupa artık sadece ekonomik birlik değil


AB Mutabakat Maddesi 42(7) gibi mekanizmalar, Avrupa Birliği'nin giderek daha fazla güvenlik odaklı bir yapıya dönüştüğünü gösteriyor. Ukrayna savaşı sonrası bu dönüşüm daha da hızlandı.

 

Avrupa artık sadece ticaret ve ekonomi üzerinden tanımlanan bir yapı değil; aynı zamanda krizlere tepki veren, güvenlik refleksi geliştiren bir aktör olmaya çalışıyor. Ancak bu dönüşüm, içeride yeni bir gerilim de üretiyor: ortak hareket etme kapasitesi.

 

Asıl sorun: güçlenme ile uyum aynı şey değil


Almanya başta olmak üzere birçok AB ülkesi için mesele artık sadece genişleme değil, uyum kapasitesi.

 

Çünkü Avrupa Birliği'nin temel yapısı şudur:

Ekonomik birlik

Hukuki ortaklık

Ve giderek daha fazla siyasi koordinasyon

 

Ama yeni üyelerle birlikte şu soru daha sık........

© Yeni Mesaj