Asya ve Ortadoğu'da güvenlik arayışı
Güney Kore'nin Kuzey Kore'ye yönelik politikasındaki değişim, sadece Kore Yarımadası'nı ilgilendiren bir gelişme değil. Bana göre burada daha büyük bir değişimin işaretlerini görmek mümkün. Seul bir yandan ABD ile askeri ittifakını sürdürüyor, Kuzey Kore'nin nükleer ve füze gücüne karşı hazırlığını koruyor. Diğer yandan yıllardır gerilim yaşadığı Pyongyang'la yeniden konuşmak istiyor. İlk bakışta bu iki politika birbirine ters gibi görünüyor. Aslında Güney Kore'nin önündeki zorunluluğu anlatıyor: Kuzey Kore'yi değiştiremiyorsanız, onunla nasıl yaşayacağınızı da düşünmek zorundasınız.
Lee Jae-myung yönetiminin yaklaşımının önemli tarafı burada. Seul, Kuzey Kore'yi zorla değiştirmekten veya birleşmeyi dayatmaktan uzak durarak iki taraf arasındaki gerilimi azaltmaya çalışıyor. Askeri iletişim kanallarının yeniden kurulması, görüşmelerin başlaması, ekonomik ve insani temasların yeniden gündeme gelmesi bu politikanın parçaları. Güney Kore'nin amacı Kuzey Kore'nin nükleer silahlarını kabul etmek değil. Hedef hala nükleer silahlardan arındırılmış bir Kore Yarımadası. Fakat Seul artık bu hedefe ulaşmak için önce konuşmak gerektiğini düşünüyor.
Burada asıl soru şu: Kuzey Kore nükleer silahlarından vazgeçmeye yanaşmıyorsa Güney Kore ne yapacak? Yıllarca "önce nükleer silahlardan vazgeç, sonra konuşalım" demek bir seçenekti. Fakat Kuzey Kore bu süre içinde füze ve nükleer kapasitesini geliştirdi. Rusya ile askeri ilişkilerini de güçlendirdi. Bu nedenle Güney Kore'nin önündeki gerçeklik değişti. Pyongyang'ın kısa zamanda nükleer programından vazgeçeceğini düşünerek politika yapmak artık yeterli olmayabilir.
Fakat Seul'ün hesabının karşı tarafında önemli bir........
