Yüzde 10 |
Bu ülkede bazı rakamlar vardır, hesap makinesiyle değil, vicdanla okunur.
"Yüzde 10" onlardan biridir. Bir oran gibi durur ama aslında hayattan kesilen bir paydır.
1 Ocak 2026'ya girdik. Takvim yenilendi, etiketler yenilendi, ama emeklinin ve asgari ücretlinin hikayesi yenilenmedi.
Daha 15 gün geçmeden paranın yüzde 10'u eridi. Maaş cebe girmeden yenildi. Oyun başlamadan skor yazıldı.
Bu yüzden kimse şaşırmıyor artık.
Şaşırmak umut ister.
Bu ülkede yoksulun elinde umut kalmadı, sadece dayanma refleksi var.
Maç başladığında adalet sahaya çıkmamıştı.
İlk beş dakikada bir gol yedik.
Ardından takım on kişi kaldı. Bu eksilme yalnızca sahada olmadı, mutfakta, pazarda, eczanede eksildik.
Teknik direktör itiraz etti.
Sarı kart gördü.
Hakem netti, "Yerine otur."
Bu düzende itiraz, oyunun bir parçası değil, disiplinsizliktir.
Rakip takım kusursuz organizeydi.
Altın, dolar, gümüş.
Hepsi aynı taktiği oynuyordu. Sağdan soldan bindirdiler. Rakip kuş misali uçarak ceza sahamıza aktı.
Şutlar yağmur gibi yağdı.
Her şut bir haneye isabet etti.
Bir faturaya, bir kiraya, bir çocuğun okul masrafına.
Kalede kim vardı?
Emekli.
Asgari ücretli.
Yedek yok.
Değişiklik hakkı yok.........