Peygamber Efendimizin son doksan günü -3-

Resûlullah'ın durumu iyice ağırlaşmıştı. Bir ara bayıldı. Kendine gelince şöyle dedi: "Bana kardeşimi ve arkadaşımı çağırın."

Aişe, Ebu Bekir'i, Hafsa da Ömer'i çağırdı. Ancak Resulullah şöyle buyurdu: "Dağılın, eğer size ihtiyacım olursa sizi çağırırım."

Efendimiz tekrar, "Bana kardeşimi ve yardımcımı çağırın" buyurdu.

Ümmü Seleme Annemiz, "Ali'yi çağırın, Efendimiz, O'ndan başkasını istemiyor" dedi. Hz. Ali'yi çağırdılar.

Resulullah, O'na yaklaşmasını işaret etti. Hz. Ali, O'na sarıldı ve uzun süre Resulullah, Hz. Ali'nin kulağına bir şeyler söyledi.

Artık Resûlullah'ın vefatı an meselesiydi. Ruhunu teslim etmeden az önce Hz. Ali'ye:

"Ya Ali, başımı kucağına al, Allah'ın emri gerçekleşmek üzeredir. Ruhumu teslim edince başımı, kendine doğru çek. Beni, kıbleye doğru yatır. Bana, kendin gusül ver ve sen kefenle. Herkesten önce Sen, Bana namaz kıl ve Beni defnetmeden önce Benden ayrılma. Bütün bunları yaparken Allah'tan yardım dile" buyurdu.

Ümmü Ebiha (Babasının annesi) ağlıyor

Bu esnada Hz. Fatıma, babasının üzerine kapanarak ağlamaya başladı. Resulullah, O'na yaklaşmasını söyledi. Hz. Fatıma kendisine iyice yaklaşınca Efendimiz kızına yavaşça bir şeyler söyledi. Ve Hz. Fatıma'nın ağlaması hafifledi.

Ebu Eyyub el-Ensari şöyle der:

"Hz. Resulullah hastalandı. Fatıma, O'nun ziyaretine gelerek ağladı. Resulullah, O'nun bu durumunu görünce şöyle buyurdu:

"Ey Fatıma! Allah, seni çok sevmektedir. Seni, geçmişi herkesten parlak olan ve ilmi herkesten daha çok olan biriyle evlendirdi.

Allah,........

© Yeni Mesaj