Önce coplattılar sonra ‘emekçinin yanındayız’ dediler

23 yıllık tek parti iktidarının aş, emek, hak, alın teri, adalet anlayış ve hassasiyetini Sayın Erdoğan; 'biz, işçinin ücretini alın teri kurumadan veriniz" düsturunu temel alıyoruz. Alın teri ve emek hiçbir ideolojiye, hiçbir hizbe, hiçbir klik ve gruba ipotek edilemeyecek kadar kutsaldır, yücedir, hürmete layıktır.

Nasıl hakkı, adaleti, özgürlüğü, alın terini savunmak bir erdemse, haksızlığa, zorbalığa, her türlü emek istismarına karşı çıkmak da aynı ölçüde erdemdir, fazilettir. İnsanlık adına verilmiş onurlu bir mücadeledir' sözleriyle özetliyordu.

Bu söz ve hassasiyetin maalesef 23 yıldır sahada karşılığı olmadı.

Ülkemizde madenciler, asgari ücretliler, emekliler, çay, tütün, fındık,  sebze-meyve üreticileri, öğretmenler, doktorlar, sağlıkçılar, memurlar, işçiler, medya çalışanları…

Hemen her kesim yürüyüş yapmak, basın açıklaması yapmak, oturma eylemi yapmak için sokaklara çıkıyorlar.

Neden?

Haklarının verilmediği, alın terlerinin karşılığını bulmadığını, çalışma şartları ve can güvenliklerinin tehdit altında olduğunu, sömürüldüklerini, haksızlığa uğradıklarını duyurmak için.

Peki, emeği, hakkı, alın teri için sokağa çıkanlara ne yapılıyor?

Anında İçişleri Bakanlığı, polis ve jandarmayı harekete geçiriyor. İnsanımız etten duvar ile kuşatılıyor. Direnme olursa anında müdahale, gözaltılar.

Sonuçta hakkını, emeğini isteyenler ya nezarette ya da hastanede kendini buluyor.

Son örneği Doruk

SSS Yıldızlar Holding, AK Parti Muş milletvekilliği yapmış olan Sebahattin Yıldız'ın. Holding bünyesinde "madencilik", "seramik-granit" ve "enerji-petrol, inşaat, nakliye,........

© Yeni Mesaj