menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AB, Amerika ve Asya’ya bayrak açtı, bizi tehdit etti

28 0
yesterday

Geçen yıl Mart ayında Polonya Başbakanı Donald Tusk, Avrupa'nın 'küresel bir güç' olduğuna inanması, kıtanın artık stratejik bağımsızlığını kazanması gerektiğini vurgulamış, ABD'ye olan aşırı bağımlılığını eleştirip şöyle demişti:

'500 milyon Avrupalı, 300 milyon Amerikalıdan kendilerini, 140 milyon Rus'tan korumasını istiyor. Eğer sayabiliyorsanız, 500 milyonun 140 milyondan çok daha büyük bir güç olduğunu görürsünüz, kendinize güvenin' demişti.

Şimdi AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen: "Avrupa kıtasını tamamlama (Batı Balkanlar, Ukrayna ve Moldova gibi ülkelerin AB'ye katılımı) sürecinin hızlandırılmasını başarmamız gerekiyor ki; Rus, Türk ya da Çin etkisi altına girmesin" ifadelerini kullandı.

Ardından Avrupa Birliğine üye 27 ülke Güney Kıbrıs'ta toplandı. Toplantıya ayrıca Mısır, Lübnan, Ukrayna, Suriyeli Şara ve Ürdün Kralı Abdullah'ta katıldı.

Ana gündemleri Trump'ın tehditleri, Ukrayna'nın AB üyeliği, Ortadoğu, Hürmüz Boğazı ve enerji güvenliği.

'Biz kuralların ve süreçlerin yeniden şekillendiği yeni nizamın kurucu aktörlerinden biriyiz' sözlerinin sahibi Sayın Erdoğan (Türkiye) toplantıya davet edilmedi.

Macron-Yunanistan

Almanya ziyaretinde, 'Fransa'nın nükleer cephaneliğini büyüteceğini açıklayan' Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Atina'yı ziyaret etti ve Fransa'nın nükleer caydırıcılık kapasitesini Avrupa geneline yayma stratejisi kapsamında Yunanistan'ı da koruma kalkanına dahil etmek istediklerini açıkladı.

Fransa ve Yunanistan, 2021 yılında imzalanan savunma anlaşmasını nükleer bir boyuta taşıyacak şekilde güncellediklerini duyurdular.

Güncellenen anlaşma ile ortak askeri tatbikatlar yapmayı, ortak karargah kurulmasını ve Fransa'nın nükleer kapasiteli uçaklarının Yunanistan'daki hava üslerine konuşlandırılmasını içeriyor.

Rusya anında: 'Fransız nükleer kapasiteli bombardıman uçaklarına ev sahipliği yapacak veya bu şemsiye altına girecek tüm Avrupa ülkelerinin Rus ordusu için "meşru ve öncelikli hedef" haline geleceğini' açıkladı.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron durmadı! 'Eğer Türkiye, Yunanistan'ı tehdit ederse Yunanistan'ın yanında oluruz.  Eğer egemenlik tehdit edilirse, bilin ki burada olacağız. Kıbrıs konusundaki tutumumuza bakın.  Kritik an geldiğinde ne yapacağınızı düşünmezsiniz. Ne yapmanız gerektiğini bilirsiniz' dedi.

Aynı Macron, Avrupa Konseyi zirvesinde Yunanistan'a Ege Denizi için "Egemenliğiniz tehdit altındaysa gerekeni yapın, biz yanınızdayız" dedi.

Güney Kıbrıs için ise daha da ileri giderek "Kıbrıs'a, saldırı Avrupa'ya saldırıdır" ifadesini kullandı. Yani açık açık ülkemize gözdağı verdi, tehdit etti.

Ya Araplar

İsrail ile Suudi Arabistan, 2014'ten beri 17 ayda beş kez gizlice masaya oturmuş ve bir plan hazırlamışlardı.

Suudi Arabistan'la İsrail'in anlaştıkları önemli maddeler şöyleydi:

-Türkiye, Suriye, Irak ve İran'ı içine alan bağımsız bir Kürt devletinin kurulması,

-Ortak bir Arap ordusunun oluşturulması,

-İran'da rejim değişikliğinin yapılması,

-İsrail ve Araplar arasında bir barış planının yapılması,

-Körfez ülkelerinin birlikte hareket etmesi. (Emekli General Naim Babüroğlu)

Suriye'nin daha doğrusu Ahmet el-Şara'nın İsrail ile dost olduğunu bizzat ABD'nin, Türkiye Büyükelçisi ve Suriye özel temsilcisi Tom Barrack; '8 Aralık'tan bu yana Suriye, Şara yönetimi altında İsrail'e tek bir kurşun bile sıkmadı. Aksine Cumhurbaşkanı Şara, defalarca İsrail ile sorun istemediklerini, düşmanlık aramadıklarını, bir saldırmazlık ve normalleşme anlaşmasına açık olduklarını söyledi' sözleriyle açıkladı.

Ürdün Kralı II. Abdullah'ın Türkiye aleyhine sarfettiği sözler arşivlerde.

'Türkiye, Arap işlerine karışmayı bıraksın. Osmanlı İmparatorluğu 100 yıl önce çöktü, artık geri gelmeyecek… Türkiye, İran ve İsrail bölgede agresif tutum sergiliyor ve bu, Arap ülkeleri için bir tehdittir. Arap dünyası komşuları tarafından yönetilmeyecek ve bu durum kalıcı olmayacak' sözlerini Birleşik Arap Emirlikleri'ni yönetenler sarfetti.

Mısır, Fas yönetimleri defalarca ülkemizi hedef alan açıklamalar yaptılar.

ABD'nin, Türkiye'ye dost olmadığına, olmayacağına tarih ve insanlık şahit.

Ama ülkemiz siyaseti (iktidar ve muhalefetiyle) hala ABD, AB diyor.

Baş Hocamız

Oysa Prof. Dr. Haydar Baş hocamız yıllarca; 'Eğer bizim değerlerimiz üzerinde komşularımızın bir hesabı varsa, bunun ötesinde coğrafyamız üzerinde bir hesabı varsa, biz asla o milletlerle dış politikayı devam ettiremeyiz…

Şimdi size soruyorum; ABD'nin, AB devletlerinin Türkiye coğrafyasında hesabı var mı? Var. Sen nasıl bununla ittifak ediyorsun! Adamın gözü senin topraklarında…

Bu topraklarda gözü olmayan devletlerle dost olmamız lazım. Bizim bir karış toprağımızda gözü olanlarla dostluk değil, ancak mücadele olur…

Bizim başta Rusya ve İran olmak üzere, bütün komşu ülkelerle ve yine Çin, Hindistan gibi farklı güçlerle, elbette her türlü ilişkilerimizi geliştirmemiz lazım…

Bizim yolumuz Washington'un değil, tam bağımsızlığı karakter kabul eden Atatürk'ün yoludur' diyordu.

Sizce?


© Yeni Mesaj