Kâbe’ye asılan zulüm vesikası ve Ebu Tâlib’in şahitliği

Mekke'de İslam'ın ilk yılları, yalnızca inanç mücadelesinin değil, insanlık onurunun da ağır imtihanlardan geçtiği bir dönemdir. Bu dönemde Kureyş müşrikleri, Resûlullah'a (s.a.a.) yönelik baskılarını sonuçsuz görünce, bu kez Haşimoğulları ve Muttaliboğulları'nı hedef alan sistemli ve kurumsal bir zulüm mekanizması kurmuşlardır.


Bu zulüm, tarihe "boykot sahifesi" olarak geçen yazılı bir anlaşma ile resmiyet kazanmıştır. Üç yıl süren boykot döneminde "Şi'b-i Ebi Tâlib" denilen yerde (Ebu Tâlib Mahallesi) şiddetli bir açlık ve kıtlık baş gösterdi. Öyle ki, bu dönemde inananlar ağaç yapraklarını ve kuru deri parçalarını ateşte ısıtarak yeme noktasına gelmiştir. Suya atılan taşlar kaynatılarak çorba niyetine içilmiştir. Açlıktan feryad eden çocukların sesleri gece gündüz eksik olmamıştır. Resûlullah Efendimiz (s.a.a.) başta olmak üzere, amcası Ebu Tâlib ve Hz. Hatice bu dönemde büyük fedakarlıklar göstermişlerdir.

ZULMÜN YAZIYA DÖKÜLÜŞÜ

Kureyş ileri gelenleri, Hz. Peygamber (s.a.a.) kendilerine teslim edilinceye kadar:


• Haşimoğullarıyla hiçbir barış teklifini kabul etmeyeceklerine,


• Onlarla kız alıp vermeyeceklerine,


• Ticaret, alışveriş yapmayacaklarına,


• Oturup kalkmayacak, konuşmayacaklarına,


• Evlerine dahi girmeyeceklerine dair maddeler halinde bir karar aldılar.


Bu maddeler yazıya döküldü, üç mühürle mühürlendi ve kararın bağlayıcılığını pekiştirmek için Kâbe'nin içine asıldı. Böylece zulüm, artık........

© Yeni Mesaj