We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Sosyal Devlet kurtuluştur

9 5 5
21.09.2021

Geçen yazımızda Anayasa'da belirtilen Sosyal Hukuk Devleti kavramını ve bu kavrama yönelik siyaseti anlatmaya çalıştık. Bu yazımızda batı toplumlarının yaşadığı iktisadi dönüşümü ve Sosyal Devlet anlayışını anlatmak istiyorum

Batılı toplumların yaşadığı iktisadi dönüşümün tarihsel özeti Feodalizm, Merkantilizm, Fizyokrasi ve Liberalizm şeklinde yürümüştür.

Ortaçağ'da kavimler göçü ile başka milletlerin elde ettikleri zenginlikleri çalan toprak ağalarının, kilisenin ve kralların ortak mal paylaşımı ile zenginlik kazandığı, "serf" adı verilen kölelerin de bu kesimlere hizmet ederek karınlarını doyurabildiği bir sistemi yaşayan batılı toplumlar insan emeğine, insan haklarına asla saygı duymayan, sermayeyi yücelten anlayışla işe başlamıştır.

1453'de İstanbul'un Fethi ile kapanan Ortaçağ ile feodalizmin de sonlarına yaklaşılmış artık tacirlerin güçlü olduğu bir toplum vücuda gelmiştir. Merkantilizm fikri ile toprağa dayalı güç ve mülkiyet anlayışı reddedilmiş. Tacirlerin yani burjuvazinin hakimiyeti başlamış ve değerli madenlerin biriktirilmesi, sömürü düzeninin devamı, sermayenin güçlendirilmesi, ithalatın minimuma indirilmesi, ihracatın ise olabildiğince yüksek seviyeye çıkarılması anlayışı kabul edilmiştir. Bu bağlamda devlet piyasaya müdahale eder ve ticaret hayatını düzenler. Bu anlayışın diğer bir tanımı ticari kapitalizmdir.

Merkantilizm'e bir tepki olarak doğan Fizyokrasi, doğanın her zaman kendi dengesini koruyacak bir süreci işlettiği düşüncesini ve aynı şekilde beşeri durumların da nihayetinde kendi kendine bir denge durumuna kavuşacağını savunur. "Laissez faire, laissez-passer" yani "Bırakınız yapsınlar, bırakınız" geçsinler sloganını ilk dile getirenler de Fizyokratlardır. Yine Fizyokratlara göre devlet tek bir vergi almalıdır o da tarım sektöründen alınmalıdır. Dolayısıyla bu fikir, devletin piyasaya müdahalesini istemeyen, devletin yönetim fonksiyonlarının zayıf kalmasını talep eden zenginlerin zenginliklerini arttırırken devlet engeline takılmamasını sağlayan liberalizmin başlangıcı konumundadır.

Liberalizmin temel ilkeleri bireycilik, özgürlük, doğal düzen, rasyonel birey (homo economicus), piyasa ekonomisi ve rekabettir. Sanayi devriminden sonra fizyokratların tarım merkezli düşüncesine ek olarak imalatı da sistem içerisine dahil etmiş dolayısıyla istihdamın da artı değer olduğunu kabul etmiştir. Liberalizm de aynı şekilde devletin ekonomiye müdahalesinin mümkün olmayacağını "görünmez el'' teorisiyle doğal şekilde her şeyin dengeye ulaşabileceği fikrini savunur. Liberalizm Sanayi Kapitalizmi olarak da anılır. Önceki dönemlerden beri gelen sermayeyi elinde tutanlar servetlerine servet katmış. Gelir dağılımında büyük adaletsizlikler olmasına rağmen ve sistemlerin değişmesine rağmen bu adaletsizliklerin düzeltilebildiği........

© Yeni Mesaj


Get it on Google Play