Eğitim Şart!

     Neler olmuyor bize! Şanlıurfa, Kahramanmaraş derken bir okul terörü yaşıyoruz. Kısaca bir özetlersek Şanlıurfa Siverek ilçesinde Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde Ö.K isimli eski bir öğrenci sosyal medya hesabından bazı okul idareci ve öğrencileri tehdit ediyor. Şikayet üzerine Ö.K'yı gözaltına alıp ifadesini alıp serbest bırakıyorlar. Daha sonra eski öğrenci Ö.K pompalı tüfekle okulu basıyor. Yayın yasağından dolayı ifade edilemiyor ancak bir öğretmen 4 ölü ve 16 yaralıdan bahsediliyor.

     Bizim insanımız taklit etmeyi sever. Firmalarımız dahi kendi ismini değil başkalarına fason çalışmayı sever. Şanlıurfa menfur saldırısından sonra Kahramanmaraş’ta benzer bir olay vuku buluyor. Ayser Çalık ortaokulunda yine bir okul basma olayı. 8. sınıf öğrencisi 14 yaşındaki bir öğrenci fason değil babasına ait 5 adet ruhsatlı silah ve 7 adet şarjör ile tabiri caizse okulu basıyor. İlk verilere göre 1 öğretmen, 8 öğrenci ve saldırgan dahil 10 ölümüz var. 13 tanede yaralımız mevcut. Bunlardan 3 tanesinin durumu aciliyetini koruyor.

     Şanlıurfa’da 2 si milli eğitimden, 2 si ilçe emniyetinden olmak üzere 4 yönetici görevden alındı. Tabii ki şimdilik. Kahramanmaraş’ta da benzer bir uygulama yapılır muhtemelen. Konuştuğumuz konuşulduğu, yazdığımız yazıldığı yerde kalıyor. Okunmuyor bile. Bizdeki uygulama Nasreddin hocanın uygulamasından farklı. O rahmetli çocuğu testi ile çeşmeye gönderirken testiyi kırmaması için tembihte bulunurmuş. Bizde durum daha bir sonuç odaklı. Eğitim öğretim veren ve alan memleket evlatları hayatlarının baharında giderken 16 Nisanda okul önlerine polisleri yığdık. Ne faydası olacaksa!

     Eğitim Şart! diyorlar ve destekliyoruz ya. Sadede gelelim. Kahramanmaraş’taki failin babası 1. sınıf emniyet müdürü. Annesi de öldürdüğü öğretmen gibi öğretmen. Eğer bu işin eğitimi ve yapılmaması gerekenler eylem olduğuna dair bir eğitim verilse failin anne ve babası bu iş için biçilmiş kaftan. Belki bu ikilinin yanında birde avukat verilebilir.

     Affınıza sığınarak ifade edelim. Bir evde 5 adet tabancanın ve bunlara ait 7 adet şarjörün ne işi var. Bu ateşli silahların yerini evdeki çocuklar nasıl biliyor! Eski görevlerimize istinaden acizane bendenizde en az bir 32 yıldır taşıma ruhsatlı bir silah sahibiyim. Şu anda ben dahil aile fertleri silahın yerini aramazsak bulamayız. Demek ki fail bu ateşli silahlara aşina hem yerini, hem nasıl kullanıldığını iyi biliyor!

     Bu menfur olaylar meydana geldiği için değil eskiden de savunduğumuz bir şey var. Kamuda çalışanlar veya devletin taşıma ruhsatı verdiği insanlar görevleri süresinde silah taşısınlar ancak görev bittikten sonra taşıma ruhsatı iptal edilmeli. Örnek mi? Bir vatandaşımız bir dönem Belediye Başkanlığı veya mahalle muhtarlığı yaptı mı ömür boyu ateşli silah taşıma ruhsatı alıyor. Ne demek bu yahu. Devletin güvenlik birimlerinde çalışan birinde nasıl olurda 5 adet ateşli silah olur. Şayet 1. sınıf emniyet müdürü, yada polis memurumuzun taşıma ruhsatlı silahı varsa emekli olduğunda taşıma ruhsatı iptal edilmeli. Belediye Başkanları, mahalle muhtarlarında görev süreleri dolduğunda ruhsatları iptal edilmeli. Kısacası ateşli silah edinme zorlaştırılmalı.

     Ektiğimizi biçiyoruz. Şiddet şiddeti doğuruyor. Anlamsız, manasız mafya dizileri ile yetiştirdik bu canları, canlara kıyanları. Buyurun bir anket ile gerçeği paylaşalım. Ülkemizde izlenme olarak ilk 5'e giren dizilerden tabancasız, tüfeksiz, şiddet içermeyen bir tane dizi var mı? Varsa lütfen söyleyin.

     Dizilerimizde devletin savcısının yanında kutlama için havaya ateş edenlerden tutunda, devlet hastanesinin bahçesinde iki silahlı gurup ben diyeyim 30 siz deyin 40 tabanca karşılıklı guruplar tarafından çekilmiş. Hesaplaşıyorlar. Daha öncede yazmıştım. Sayın senaristler niçin aklımızla alay ediyorsunuz. Senaristlerde haklı. Mafya ve yeraltı dizilerinin yetkililer tarafından ödüllendirildiği bir ülkede yaşıyoruz. Belki ona da ödül verirler.

     Sabah kuşağının özellikle bayanların ekranlardan ayrılmadığı programlar. Ne gariptir ki cinayetleri devlet çözemiyor bu programlar çözüyor. Bizim öyle bir emniyetimiz, istihbaratımız ve devletimiz var ki 10-15 yıl önceki cinayetleri çözüyor.

     Devleti itibarsızlaştıramazsınız. Devlet cinayetleri çözdü, çözüyor ve çözecek. Gündüz kuşakları bırakın şovunu yapsın.

     Ne olmayacak bu milli eğitimin hali! Sayfalarca yazılabilir. Ancak müsaade ederseniz kısa başlıklarla yazalım.

Kontrollü bir sosyal medya

Kontrollü bir sosyal medya

Uyuşturucu ile savaş.

Uyuşturucu ile savaş.

Okul idarecilerine güven

Okul idarecilerine güven

İdari mahkemelerin işlevi

İdari mahkemelerin işlevi

Okullara psikolojik danışmanlık birimleri

Okullara psikolojik danışmanlık birimleri

Milli ve dini değerlere saygı

Milli ve dini değerlere saygı

Öğrencilere özel ilgi

Öğrencilere özel ilgi

Öğrencilerin yarış kulvarlarından çekilmesi

Öğrencilerin yarış kulvarlarından çekilmesi

Öğretimin yanında eğitimin verilmesi

Öğretimin yanında eğitimin verilmesi

Aile baskısının kaldırılması.

Aile baskısının kaldırılması.

     Örnekler yüzlerce verilebilir. Baba ve Anne ekonomik zorluklar nedeniyle çalışıyorlar. Nine ve Dede ailemize karışmasınlar diye dışlanmış. Anne ve Baba kariyer yapmak adına çocuklarla ilgilenemiyor. Sonra mı korumasız yavrularımız nine dede şefkati de yok ya sosyal medya ağına, ya da uyuşturucu baronlarının tuzağına düşüyor.

     Daha büyük felaketlerle tanışmasaydık. Yaş 14, 5 tabanca ile 7 şarjör boşaltıyor. Hayrete düşeceğimiz başka olaylar bizi beklemeseydi.

    Okullarımızın fiziki yapısı yeterli hale getirildi. Öğretmen açığı yok. Okul harcamaları ile ilgili ödenekler gönderiliyor. Kaloriferli binalarda eğitim görülüyor. Evden odun götürülüp sınıftaki sobanın yakıldığı günleri gördü bu memleket. Ama cinayet yoktu, kıyım yoktu.

     BİZ NEREDE HATA YAPTIK!


© Yeni Meram