Tarih heybesinin en büyük turpu: Savaş |
Tarih; ne galibiyetlerden sonra söylenen zafer şarkılarından ne de mağlubiyetlerden sonra yakılan ağıtlardan, feryatlardan ibarettir. Aksine tarih, her iki durumu/neticeyi hazmedip (sentezleyip) halkın hafızasına dengeli bir şekilde aktarmaktır.
Bu cümleden olmak üzere; eğer bizler (Müslümanlar) dengesi bozulmuş bu dünyaya nizam verecek, istikametini kaybetmiş Âdemoğullarına istikamet sunacak nesiller yetiştirmek istiyorsak, bunun yolu solmaz hakikatin emrettiği tarih şuurunu onlara kazandırmaktır.
Hakikatin aynası olan gerçek tarih ise; ne zafer meydanlarında beyaz atların semaya yükselen nal sesleri, ne de mağlubiyet sonrası yiğit ve mert erlerin adına gönlü yanık âşıklların yaktıkları ağıtlardır. Aksine, her iki durumu/neticeyi hazmedip (sentezleyip) halkın kültürüne ve milletin hafızasına dengeli bir şekilde aktarmaktır.
Bu hakikatten mülhem bizler; Bedir’de, Mekke’nin fethinde; Malazgirt’te, Mohaç’ta, Kosova’da, İstanbul’un fethinde elde ettiğimiz şanlı zaferlerden sonra sevinip Allah’a şükrettik (bundan sonra da ederiz); Uhud’da, İnebahtı’da, 93 Harbi’nde yenilince de üzüldük, hüzünlendik; yine şükrettik (bundan sonra da şükrederiz). Netice ne olursa olsun, her hâl ve durumda daima Allah’a hamd ettik, hamd ederiz. Çünkü O (cc) neylerse güzel eyler. Çünkü bizler şuna inanırız: “Kaderin üstünde bir kader”, sevincin içinde/ötesinde bir keder vardır. İşte tarih şuuru budur. Hakikat; acı ile tatlıyı, sevinç ile hüznü, zaferle hezimeti bir bilmektir. Tarih şuuru ise bu gerçeği kader kazanında kaynatıp, tevekkül maşrapaları ile önce kendimize, sonra nesillerimize sunmaktırHAVADA BULUT YOK BU NE DUMANDIR
Anadolu’da oğullarını Yemen’e gönderen anneler, babalar; nişanlısını Yemen’e gönderen kızlar, babalarını Yemen’e gönderen yavrular için Yemen demek; gözyaşı, ayrılık, hicran ve bitmeyen bir hüzün demektir. Bu sebepten dolayı bir türkü ( Alo Yemendir ) güftesi ve bestesi ile tarihi bilen ve onun şuurunda olan bizleri, baharın bu güzelliklerinden, hoş manzaralarından, bu serin rüzgârlarından ve tesirli melodilerinden koparıp tarihe, götürmeli. Tarihe yani 1900’lere; uzak diyarlara; kavurucu Yemen Çöllerine; nemli Kızıldeniz Kıyılarına, Mehmetçiklerin can verdiği Sana sokaklarına, zirveleri bulutlardan yukarıda bulunan yüksek dağların doruklarına götürmeli. Ve O an hepimiz susmalı ve ruhumuzu, kalbimizi o acı türkünün hüzünlü kollarına bırakmalıyız:
“Havada bulut yok bu ne dumandır?
Mahlede ölen yok bu ne figandır?
Şu Yemen elleri ne de yamandır
Ano Yemen'dir gülü çemendir
Giden gelmiyor acep nedendir?
Burası Muş'tur yolu yokuştur
Giden gelmiyor acep ne iştir?
Kışlanın önünde redif sesi var
Bakın çantasında acep nesi var?
Bir çift kundurayla bir de fesi var
Ano Yemen'dir gülü çemendir
Giden gelmiyor acep nedendir?
Burası Muş'tur yolu yokuştur
Giden gelmiyor acep ne iştir?
Bölgemizi ve dünyayı savaş bulutlarının kaplamaya başladığı bu günlerde tarihte yaşanmış bir savaşın insanlar üzerinde bıraktığı acı hatıralardan çok azını dillendirmek istedim.İyilikler gölgeniz olsun