Bizler şu yalan dünyada bir misafiriz. Konuk olduğumuz bu “handa” geçireceğimiz zaman fazla uzun değildir. Bu “misafirhanenede” kalacağımız süre de belli değildir. “Kervansarsyı” terk etme zamanı meçhul olup, çıkış, giriş sırasına göre ayarlanmamış. “Han’ı” terk etme de orada daha fazla kalanlar çoğunluğu oluştursa da bu kural kesin değildir. Çünkü daha önce gelenler dururken daha sonra gelenlerden sık sık gidenler olur. Bu belirsizlikten dolayıdır ki "dünya hanında" yaşayanlar en mutlu, en mesut oldukları anlarda bile (içlerinde bu korku olduğu için) mutsuzdurlar. Çünkü her an kendisine “Haydi çıkış vaktin geldi” ihbarı gelebilir.
Bu misafirhanede yaşayan biz insanlara Allah, diğer varlıklardan farklı olarak, “irade, akıl, seçme hakkı ve gücü" vermiş, bizi kendisine “halife”, diğer varlıklara “sahip” olarak yaratmış. Bundan dolayı bu misafirhanede efendi insandır ama bu nimete karşılık da yükü ve sorumluluğu fazlaca büyüktür. Bu yük ve sorumluluktan ancak “iyi” olmakla, “doğru” davranmakla “güzeli” yapmakla kurtulabilir. O zaman sorulacak ve cevaplanacak sorular şunlar: iyi, güzel, doğru, üstün… Olan kim veya ne? İyiliğin ölçüsü gençlik veya yaşlılık mı? Zenginlik mi fakirlik mi? İyinin ölçüsü güçlü, bilgili; kötünün ölçüsü zayıf veya cahil olmak mı? Eşi, dostu, arkadaşı yarenı çok olan mı üstün yoksa kimisi kimsesi olmayan mı? İbadeti fazla olan mı daha iyi insan yoksa ibadeti yok ama insanlara iyiliği çok olan mı? Bunların hangisi iyi/güzel/ üstün…?
Bu sorulara tarihte olduğu gibi günümüzde de her fert, ait olduğu kültürün, ait olduğu dinin, ait olduğu sosyal çevrenin ölçülerine göre cevaplar verir. Tabi bu cevap /hüküm bizleri iyiliğin, güzelliğin, üstünlüğün göreceli olduğu gerçeğine ulaştırır. Her insanın, her dinin, her mezhebin, her kültürün, her kavmin, her milletin hatta her ferdin bu soruya farklı cevapları olur. Pekiyi sizce iyi nedir, üstün olan kimdir? Tek bir cevabı olmayan bu soruya karşılık insanların çoğunun kabul ettiği ortak iyiler, ortak güzellikler, ortak üstünlükler vardır. Mesela her din diğerkâmlığın, yardımseverliğin, zayıfa, mazluma, kol kanat germenin, cömert, çalışkan, temiz, düzenli olmanın” iyi” olduğunu, buna karşılık katilliğin, tecavüzün, hırsızlığın, yalancılığın, cimriliğin, adaletsizliğin, başa kakmanın, zayıfı ezmenin, münafıklığın… “Kötü” olduğunu kabul eder.
Aynı ölçü güzellik için de geçerlidir. İnsanlığın çoğu güzel olanı çirkin olandan ayırır. Buradaki güzellik, estetik, göze kulağa ruha hoş gelen şeyler anlamındadır. Çok güzel bir doğa manzarası; Mesela karlı bir dağ, yemyeşil bir orman, çiçekli bir bahçe, ipince, sapsarı kumlarla kaplı pürüzsüz bir çöl, Masmavi tertemiz durgun bir deniz, yemyeşil ağaçların arasından tertemiz cığıl cığıl akan bir dere… Bunlara bakarken fıtratı bozulmamış her insan bir huzur duyar, bir rahatlık hisseder.
“İLLERİ VAR BİZİM İLE BENZEMEZ”
İyi ve üstün olanın her kültüre göre değiştiğini girişte yazmıştım. Bizlerin (Müslümanların) kültürünü oluşturan ana damarlar, İslamiyet, Türklük (Araplık, Kürtlük, Acemlik, Boşnaklık…) Anadoluluktur. Bunların içinde en baskın olanı dinimiz olan İslam’dır. İslam deyince de aklımıza hemen kitabımız olan Kur’an ve sünnet dediğimiz Peygamberimizin Hadisleri ve onun yaşantısı gelir. Bunlarla birlikte 1445 yıllık bir birikimi de unutmamak gerekir. Bunun yanında Orta Asya’dan başlayıp günümüze kadar devam eden örf ve adetlerimiz (töre) ile üzerinde yaşadığımız Anadolu topraklarında bizden önce yaşayan milletlerin, kavimlerin devletlerin kültürlerinin etkileri gelir. Buna göre Türkiye’de yaşayan insanların çoğu Müslüman olduğu için iyi ve üstünün ölçüsünü Kuran’a ve sünnete göre belirlemiştir. Bu cümleden olmak üzere iyi Allah’ın (cc)iyi dedikleridir, kötü Allah’ın kötü dedikleridir. Üstün, peygamberimizin, “iyi ve üstün” dedikleridir. Çirkin ise son peygamberimizin (sav) çirkin, kötü, dedikleridir. Bundan dolayı biz Müslümanlar, Firavun’a, Nemrut’a, Ebu Leheb’e, şirke, çirkin huyların tekmiline kötü; Başta peygamberimiz olmak üzere tüm peygamberlere, sahabelere iyi deriz. İslam’ın iyi olarak vasıflandırdığı tüm huylara/davranışlara iyi ve güzel; kötü olarak adlandırdığı tüm huylara ve davranışlara da kötü ve çirkin deriz.

QOSHE - İYİ KÖTÜ ÇİRKİN GÜZEL - Lütfi Ayhan
menu_open
Columnists Actual . Favourites . Archive
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İYİ KÖTÜ ÇİRKİN GÜZEL

5 0
17.01.2024

Bizler şu yalan dünyada bir misafiriz. Konuk olduğumuz bu “handa” geçireceğimiz zaman fazla uzun değildir. Bu “misafirhanenede” kalacağımız süre de belli değildir. “Kervansarsyı” terk etme zamanı meçhul olup, çıkış, giriş sırasına göre ayarlanmamış. “Han’ı” terk etme de orada daha fazla kalanlar çoğunluğu oluştursa da bu kural kesin değildir. Çünkü daha önce gelenler dururken daha sonra gelenlerden sık sık gidenler olur. Bu belirsizlikten dolayıdır ki "dünya hanında" yaşayanlar en mutlu, en mesut oldukları anlarda bile (içlerinde bu korku olduğu için) mutsuzdurlar. Çünkü her an kendisine “Haydi çıkış vaktin geldi” ihbarı gelebilir.
Bu misafirhanede yaşayan biz insanlara Allah, diğer varlıklardan farklı olarak, “irade, akıl, seçme hakkı ve gücü" vermiş, bizi kendisine “halife”, diğer varlıklara “sahip” olarak yaratmış. Bundan dolayı bu misafirhanede efendi insandır ama bu nimete karşılık da yükü ve sorumluluğu fazlaca büyüktür. Bu yük ve sorumluluktan ancak “iyi” olmakla, “doğru” davranmakla “güzeli” yapmakla kurtulabilir. O zaman sorulacak ve cevaplanacak sorular şunlar: iyi, güzel, doğru, üstün… Olan kim veya ne? İyiliğin ölçüsü gençlik veya yaşlılık mı? Zenginlik mi fakirlik mi? İyinin ölçüsü güçlü, bilgili; kötünün ölçüsü zayıf veya cahil olmak mı? Eşi, dostu, arkadaşı yarenı çok olan mı üstün yoksa kimisi kimsesi olmayan mı? İbadeti fazla olan mı daha iyi insan yoksa ibadeti yok........

© Yeni Meram


Get it on Google Play