Son yazımda Abdülhamid döneminde yaşamış mecazipten “Ebu Kilap” lakaplı “Köpekçi Hasandan” bahsetmiş ondan bir hikâye nakletmiş, sonrada o mübarekten bir kaç hikaye daha yazacağımı söylemiştim.

Abdülhamit döneminde (Köpekçi Hasan zamanında) Edirnekapı’daki bir kilisede vazifeli bir genç zangoç, her sabah erkenden kalkıp Müslümanların çoğunlukta olduğu bu mahallede çan çalarak bağırıyormuş;

"Sabah oldu kalkmaz mısın,

Mum çıranı yakmaz mısın

Sen Allah’tan korkmaz mısın"

Halk da bu genci çok seviyormuş. Derken bu iş padişahın kulağına kadar gitmiş. Bunun üzerine Ulu Hakan Abdülhamid Hân, Edirnekapı Câmisine sarayın müezzinlerinden sesleri gayet güzel, sadaları pek hoş, musikiden anlayan seçkin müezzinler göndermiş. Onlar gelmişler vazifeye başlamışlar. En güzel salaları onlar veriyor, ezanı en güzel onlar okuyorlarmış. Halk bunları da sevmiş ama zangoç gençten de vazgeçmemişler. O genç Hristiyan çocuğun sabah erkenden söylediği o ilahiyi (yani "Sabah oldu kalkmaz mısın, Sen Allah’tan korkmaz mısın…" ilahisini) duymak istiyorlarmış. Günler böyle geçip giderken o zangocun kilisesi yanmış. Çevresinden de birkaç ev kül olmuş. Hatta kilisenin yanındaki birkaç ev de yanmış.

Osmanlı kanunlarına göre yanan yıkılan kilisenin yerine yenisi yapmak yasakmış. Fatih Dedemizin koyduğu kanun böyleymiş. Kanuna göre kilise yıkılmaz ama kilise, yanarsa tamir edilmez ve yapılamazmış. Mahallenin Hristiyanları çok uğraşmışlar dilekçe üstüne dilekçe vermişler ama kiliseyi yeniden yapma izni çıkmamış sadaretten. İçeriye verilen istidalarına/dilekçelerine cevap alamamışlar bir türlü. Tüm uğraşları çabaları boşa gidince Müslüman halktan bazıları papazlara akıl vermişler, onlara demişler ki, "Sizin derdinizin dermanı Köpekçi Hasanda. Bu kiliseyi yaptırmak istiyorsanız Hasan Baba'ya gidin, O sizin işinizi görür, kilisenizi yaptırır. " Papazlar çar naçar gitmişiler Hasan Baba'ya: "Hasan Baba bildiğin gibi bizim kilisemiz yandı. Onu, yeniden yaptırmak istiyoruz. Padişaha birkaç kere müracaat ettik cevap alamadık. Bize bir yardım et de ibadethanemizi yaptıralım.” demişler. Hasan Baba, olur inşallah demiş, “Siz gidin iki tâne koyun alın. Onları kasapta parçalatın bana getirin. Ben onları köpeklerime vereyim evvelâ sonrası kolay” demiş " Papazlar gitmişler, hasan babanın dediğini yapmışlar. Etleri Hasan Babaya vermişler. O' da etleri köpeklere dağıtıp yedirmiş. Sonra, "Bana oradan kasap kağıdını verin" demiş. Kasap kâğıdını almış, üzerine vezinli kafiyeli şöyle yazmış:

"Padişahım, kızdırırsın İsa’yı Mûsâ'yı, Yaptırmazsan kilisâyı" Bu mısranın altına da imza olarak ‘Köpekçi Hasan Baba’ diye not düşmüş. Papazlara demişki “Alın bu kasap kâğıdını dilekçenize ekleyin gidin padişaha sunun” Papazlar denileni yapmışlar. Hemen ertesi günü padişah iradesi çıkmış. Pâdişah göndermiş adamlarını ve kiliseyi yaptırmış. Hem de Ceb-i hümâyûndan. (yani kendi parasından)

(https://defter-i-ussak.blogspot.com/2020/09/mecazibden-kopekci-hasan-baba.html)

Bu hikâyeden çıkarılacak en güzel ders galiba şu: Müslümanlar güçlü olduklarında, kurdukları devletlerin hakim oldukları topraklarda yaşayan gayri Müslimler (başka dinlere mensup insanlar) rahat etmişler, inançlarını serbestçe yerine getirmişler dillerini rahatça konuşmuşlar... Müslümanlar ve onların devletleri tebaları olan gayri Müslim insanlarla iyi geçinmişler. Bunun misali tarihte çok fazla. En büyük misal ise bu gün yangın yerine dönen GAZZE/Kudüs: Kudüs’e Hristiyanlar hakim olmuş Müslüman ve Yahudiler perişan olmuş. Yahudiler hâkim olmuş Müslüman ve Hristiyanlar perişan olmuş. Lakin Müslümanlar hâkim olunca herkes huzur bulmuş. (638 den 1917 ye kadar. Sadece 88 yıllık bir Haçlı dönem hariç buna en iyi misaldir) İnşallah yakında Filistin başta olmak üzere tüm dünya bu mutlu devirlere tekrar kavuşur.

QOSHE - "PADİŞAHIM KIZDIRIRSIN İSA’YI MUSA’.. - Lütfi Ayhan
menu_open
Columnists Actual . Favourites . Archive
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

"PADİŞAHIM KIZDIRIRSIN İSA’YI MUSA’..

20 0
03.01.2024

Son yazımda Abdülhamid döneminde yaşamış mecazipten “Ebu Kilap” lakaplı “Köpekçi Hasandan” bahsetmiş ondan bir hikâye nakletmiş, sonrada o mübarekten bir kaç hikaye daha yazacağımı söylemiştim.

Abdülhamit döneminde (Köpekçi Hasan zamanında) Edirnekapı’daki bir kilisede vazifeli bir genç zangoç, her sabah erkenden kalkıp Müslümanların çoğunlukta olduğu bu mahallede çan çalarak bağırıyormuş;

"Sabah oldu kalkmaz mısın,

Mum çıranı yakmaz mısın

Sen Allah’tan korkmaz mısın"

Halk da bu genci çok seviyormuş. Derken bu iş padişahın kulağına kadar gitmiş. Bunun üzerine Ulu Hakan Abdülhamid Hân, Edirnekapı Câmisine sarayın müezzinlerinden sesleri gayet güzel, sadaları pek hoş, musikiden anlayan seçkin müezzinler göndermiş. Onlar gelmişler vazifeye başlamışlar. En güzel salaları onlar veriyor, ezanı en güzel onlar okuyorlarmış. Halk bunları da sevmiş ama zangoç gençten de vazgeçmemişler. O genç Hristiyan çocuğun sabah erkenden söylediği o ilahiyi (yani "Sabah oldu kalkmaz mısın, Sen Allah’tan korkmaz mısın…" ilahisini) duymak istiyorlarmış. Günler böyle geçip giderken o zangocun kilisesi yanmış. Çevresinden de birkaç ev kül olmuş. Hatta kilisenin yanındaki birkaç ev de yanmış.

Osmanlı kanunlarına göre yanan yıkılan kilisenin........

© Yeni Meram


Get it on Google Play