“KIZ DA SENİN KUL DA SENİN” |
Sinema, televizyon ve internet, insanların mücerreti (soyutu) kavrama yeteneklerini zayıflattı. Dinlediğimiz, okuduğumuz bilgileri ve metinleri anlama kabiliyetimiz her geçen gün biraz daha köreliyor. Bu sebeple artık insanlar kendilerine lazım olan bilgileri okuyarak ya da dinleyerek değil; görerek, izleyerek öğrenir oldular.
İletişim alanındaki gelişmeler bu hızla devam ederse, mücerreti kavrama kabiliyetimiz daha da zayıflayacak demektir. Bendeniz de bu gerçekleri göz önünde bulundurarak bu yazımda sizlere bir videodan bahsedeceğim. Videoda anlatılan hikâyelerden birini kısaca aktarıp, geri kalanını oradan dinlemenizi/seyretmenizi salık vereceğim. Bunu yapmaktaki amacım, yukarıdaki gerçeklerin dinimizi anlama konusunda da geçerli olduğuna dikkat çekmektir.
Videoda konuşan kişi Mahmut Sami Kirazoğlu’dur. Kendisi binin üzerinde cami yapmış bir mimardır. Afrika’da 800’e yakın, Medine-i Münevvere ’de 41, Türkiye’de de pek çok caminin mimarıdır. Başından geçenleri son derece güzel bir üslupla anlatıyor. Anlattığı hatıraların hemen hepsi dikkat çekicidir. Samsunlu Mustafa Dede’nin Peygamberimize olan aşkı ve ona nasıl komşu olduğu hikâyesi ile; doğuştan itibaren 14 yaşına kadar kötürüm yaşayan Medineli bir kızcağızın şifa bulma hikâyesi özellikle çok çarpıcıdır. Ben bu son hikâyenin kısa bir özetini verip, gerisini o tatlı anlatıma havale edeceğim. Bu yaşanmışlıklar Hollywood’un eline geçse onlarca film çekerler. Üstelik bunların hepsi gerçek hayatta yaşanmış hikâyelerdir.
‘TIP ÇARE BULAMAYINCA RAVZAYA GÖTÜRDÜLER’
On dört yaşına gelmiş kötürüm kızına çare arayan bir baba ile bir mevlitte karşılaşan mimar, onun........