Nefsinin tuzağına düşen aslan
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin Mesnevî’sinde yer alan “Nefsinin Tuzağına Düşen Aslan” hikâyesi, asırlar öncesinden günümüze ışık tutan güçlü bir mesaj taşır. Hikâyede, nefsinin hırsıyla hareket eden aslan; aklı, sabrı ve feraseti temsil eden tavşan üzerinden anlatılır. Kıssa, insanın kısa vadeli kazanımlar uğruna nefsine teslim olduğunda hem kendine hem de sahip olduklarına nasıl zarar verebileceğini çarpıcı bir şekilde gösterir. Hırsın körleştirdiği nefis, insanı kuyuya sürüklerken; sabır, akıl ve basiret ise insana genişlik ve kurtuluş kapıları aralar.
Hırs insanı kuyuya, feraset ise özgürlüğe götürür
Geniş ve gür ormanların derinliklerinde azılı bir aslan yaşardı. Ormandaki hayvanlar onun dehşetinden titrer, her gün bir başka canın yitip gitmesine çaresizce bakarlardı. Sonunda bir araya gelip çözüm aradılar. Aralarından seçtikleri bir heyeti aslana gönderdiler.
“Ey ormanların şâhı!” dediler. “Her gün içimizden birini avlamak için dolaşmana gerek yok. Sen tahtında otur, biz her sabah içimizden........
