Siyaset Üretiminde Yabancı ve Yerel İki Kitap Üzerine-2

Türkiye’de seçmenler arasında çok ideolojik olanlar dar bir kesimdir. Oy vermeyi din dışı görenler zaten oy vermeye gitmedikleri ve toplumda çok küçük bir kesim oldukları dikkate alınırsa Lewis’in Türkiye hatta Orta Doğu hakkındaki laik olan ve olmayan ayrımı pek tutarlı değildir. Zira İslam’da ruhbanlık yoktur, yani kilise benzeri kurumlar yoktur, mesele daha çok politika tercihlerinin yorumudur. Burada farklılıklar olabiliyor, ama Avrupa’dan ithal edilen kavramlar dahil olunca tam zıt bir görünüm ortaya çıkıyor. Tartışmalar dini zeminde olabilir; o zaman, hak ve batıl mücadelesi sonsuza kadar devam eder. Ama medeni zeminde İslam tarihi boyunca gayri Müslimlerin, kadınların kölelerin insanlık onuruyla bağdaşmayan uygulamalar sistematik olarak olmamıştır.
Tercih ettiği demokrasi tanımı, bir ülke hükümetini iki kez seçimle değiştirmişse o ülkeyi demokrasidir. Bu kapsamda hükümetin belirli yasalarla sınırlı olması, hesap vermesi ve şeffaflığı üzerinde durulur. Bu konularda Lewis, Orta Doğu ülkelerindeki eksiklikleri belirtir.
Avrupa’daki kilise ile devlet arasındaki tartışmaları ve tarihi gelişmeyi belirttikten sonra İslam toplumlarında Avrupa kurumlarının alınmasının ardından “kurumların Hristiyanlaştırılması” kavramını kullanmıştır. Yine önceden vakıfların kurduğu medreselerde çalışan ulemanın sonradan devlet tarafından devir alınıp maaşlı devlet memurları yapılmasıyla önemli bir sınırlayıcı güç olan ulemanın fonksiyonunun ortadan kaldırılmasından bahseder. (s.156) Şimdi de akademi, tamamen maaşlı elaman olduğunu hatırlamakta yarar vardır.
Orta Doğu’da geçtiğimiz yüzyılda hakim olan iki düşünce milliyetçilik ve sosyalizm akımları vardı. İkisi de Avrupa kökenli olan bu akımlar, artık çok etkili olamıyor. Zira sosyalist umutlar tükendi, aşırı ırkçı görüşler de geriledi. Ama bu ülkelerin çoğunda iktisadi kalkınma sorununa bağlı sıkıntılar devam ediyor.
Hal sirayet eder, diye bir söz vardır. Aslında bunun uluslararası ilişkiler özellikle komşu ülkeler arasında geçerliliği vardır. Bir ülke ciddi sıkıntıları varsa, komşu ülkeler de bundan rahatsızlık duyar, er geç bu rahatsızlık etraflarına sıçrar.
Batılılar orta Doğu’da demokrasi isterler, ama kendi ölçüleri içinde bir demokrasidir bu. Onların hizmetinde ve güdümünde bir demokrasi, mesela kendileri elektriklerini atom enerji santrallerinden sağlarken siz bu konuda hiç bir şey yapamayacaksınız; üretiminiz onlara bağlı olacak, onların at koşturmalarına sonuna kadar fırsat vereceksiniz vs.
Onlara göre Orta........

© Yeni Meram