İlmi çalışmaları teşvik etmek amacıyla milli, veya uluslararası ödüller vardır. Bunları almak kişiler olduğu kadar ülkeler için de bir itibar vesilesidir. Ancak teşvik olmadan hayatta gelişme beklemek zordur.
Geçtiğimiz gün Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülleri verildi. Kamuda ayrıca TÜBİTAK, TÜBA gibi farklı kurumlarda araştırma ödülleri bulunmaktadır. Devlet dışında üçüncü sektör denilen vakıfların, gönüllü teşekküller de ödül vermektedir. Bunlardan İlim Yayma Vakfı ve Cemiyeti 2019 yılından beri Türkiye’nin Akademi Ödülleri vermektedir. Geçtiğimiz Cumartesi günü (16 Aralık) Atatürk Kültür Merkezinde düzenlenen törende (2019 ve 2021) yıllarından sonra üçüncü kez akademi ödülleri verildi. “Deryada Bir Damla” mottosu ile ilmi çalışmaların sürekliliğini ve devam etmesi gerektiğini işaret etmesi bakımından bu program manidardır.
Ödüller sosyal bilimler, mühendislik, doğa ve sağlık bilimleri ile büyük ödül olarak üç kategoride verilmektedir. Bu yıl Vakfın kuruluşunun 50’nci yılı vesilesi ile Aziz Sancar’a (2015 Nobel Kimya ödülü sahibi) ödül verilmiştir.
Ödül komisyon başkanı Fatih Savaşan’ın ifadesiyle ödül verilecek ilim adamları tespiti uzun bir süreç almış, çeşitli aşamalardaki seçici kurullarda değerlendirmeler yapılarak isimler tespit edilmiştir. Sosyal bilimler dalında Osmanlılarda Araplar adlı çalışmasıyla tarihçi Zekeriya Kurşun (Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi), mühendislik ve doğa bilimleri alanında İlhami Gülçin (Atatürk Üniversitesi) ve büyük ödül İbrahim Akduman (İstanbul Teknik Üniversitesi) verildi. Son iki ödül laboratuvar çalışmalarına yönelik olup, endüstriyel cihaz geliştirilmesi ve daha ziyade insani amaçlarla kullanılması üzerinde durulmuştur.
Vakıf mütevelli heyet başkanı Bilal Erdoğan ödüllerin mahiyeti ve taşıdıkları anlamı belirterek ödül masası projesi ile ödül sahiplerinin gençlerle buluşturularak yeni nesle hedef verilmesi üzerinde durmuştur. Burada sivil toplum kuruluşlarının rolü ile İlim Yayma’nın misyonunu vurgulamıştır.
Programa katılan sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’de sivil toplumun gelişmesi ve İlim Yayma Cemiyetinin 1951 yılında kurulma şartları ile şimdilerde sosyal medya, yeni nesil ve ahlaki sorunlar üzerinde durmuş, ülkemizde “telif eser yazımının az olduğunu” belirtmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımız sıkça Sabahattin Zaim hocamızdan alıntılar yapmıştır. Yine aile ve çalışılan işyerlerinin insan hayatındaki yeri, dolasıyla bu kurumların korunması için kamuya düşen görevi vurgulamıştır. (Sabahattin Zaim hoca benim doktora danışmanın olmak yanında vefatına kadar ustam olmuştur. Gerek ilmi çalışmalarımda yönlendirmesi gerekse belediye başkanlığım esnasında irtibatımız sürmüştür.) Sayın Cumhurbaşkanının bir başka uyarısı “fikir kuraklığı yaşanmasıdır”. Ayhan Songar’dan yaptığı alıntıda kendi kavramları ile düşünmek üzerinde durmuştur.
Emeği geçenleri ve ödül alanları tebrik ederiz. Hem milli hem de uluslararası düzeyde bu tür ödüllerin verilmesi başka vakıf ve derneklerden beklenir.
Burada Sayın Cumhurbaşkanımızın dile getirdiği telif eserlerin yetersizliği konusunda şunlar söylenebilir: Toplumda kitap okuma alışkanlığının zayıf olduğundan şikayet edilir. Bunu kısa sürede telafi etmek pek mümkün değildir. Yayınların yani telif eserlerin piyasa şartlarında ortaya çıkması ve yaygınlaşması beklenir. Yani müellifin eserini piyasada yayımlatması ve basılan kitabın satışı ile hem yayıncının hem de yazarın maddi haklarını alması sağlanır. Ancak bu durumda popüler olmayan ve rağbet görmeyen eserler basılamaz. Mesela fikir dünyası için çok önemli bir çalışma/eser okuyucular tarafından rağbet görmeyebilir, genellikle de görmez. Oysa böyle eserler az da olsa basılmalı, yayımlamalıdır. Peki, bu durumda böyle eserler basılmasın mı? Buna çare olarak diğer pek çok sektörde olduğu gibi, devlet sübvansiyonları akla gelir. Böylece devlet, kamu kurumlarında eser yayımını artırarak veya piyasada yayınevleri tarafından basılan eserlerden en azından bunların maliyetini karşılayacak kadar eser satın alarak telif eserlerin artışını sağlayabilir. Kağıda basılı eserler yanında dijital eserler için de aynı destek sağlanabilir.
Unutulmasın ki, “Marifet iltifata tabidir, müşterisiz meta zayidir.”

QOSHE - İLİM YAYMA AKADEMİ ÖDÜLLERİ - Adem Esen
menu_open
Columnists Actual . Favourites . Archive
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İLİM YAYMA AKADEMİ ÖDÜLLERİ

23 0
22.12.2023

İlmi çalışmaları teşvik etmek amacıyla milli, veya uluslararası ödüller vardır. Bunları almak kişiler olduğu kadar ülkeler için de bir itibar vesilesidir. Ancak teşvik olmadan hayatta gelişme beklemek zordur.
Geçtiğimiz gün Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülleri verildi. Kamuda ayrıca TÜBİTAK, TÜBA gibi farklı kurumlarda araştırma ödülleri bulunmaktadır. Devlet dışında üçüncü sektör denilen vakıfların, gönüllü teşekküller de ödül vermektedir. Bunlardan İlim Yayma Vakfı ve Cemiyeti 2019 yılından beri Türkiye’nin Akademi Ödülleri vermektedir. Geçtiğimiz Cumartesi günü (16 Aralık) Atatürk Kültür Merkezinde düzenlenen törende (2019 ve 2021) yıllarından sonra üçüncü kez akademi ödülleri verildi. “Deryada Bir Damla” mottosu ile ilmi çalışmaların sürekliliğini ve devam etmesi gerektiğini işaret etmesi bakımından bu program manidardır.
Ödüller sosyal bilimler, mühendislik, doğa ve sağlık bilimleri ile büyük ödül olarak üç kategoride verilmektedir. Bu yıl Vakfın kuruluşunun 50’nci yılı vesilesi ile Aziz Sancar’a (2015 Nobel Kimya ödülü sahibi) ödül verilmiştir.
Ödül komisyon başkanı Fatih Savaşan’ın ifadesiyle ödül verilecek ilim adamları tespiti uzun bir süreç almış, çeşitli aşamalardaki seçici kurullarda değerlendirmeler yapılarak isimler tespit edilmiştir. Sosyal bilimler dalında Osmanlılarda Araplar adlı çalışmasıyla tarihçi Zekeriya Kurşun (Fatih Sultan Mehmet Vakıf........

© Yeni Meram


Get it on Google Play