menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tiyatroda oyuncunun ve seyircinin diyalektik ilişkisi

7 0
07.06.2026

Tiyatro, varoluşundan bu yana yalnızca sahnedeki oyuncuların, metnin ya da yönetmenin, tasarımcıların değil, aynı zamanda seyircinin de sanatıdır. Tiyatro, karşılıklı bir buluşmadır... Sahnede "oynanan" ile salonda "izlenen" arasında kurulan canlı, dinamik ve eşzamanlı bir ilişkinin sonucudur. Bu bağlamda, dramaturginin sadece metne, sahneye ya da oyunculuğa indirgenemeyecek kadar geniş bir kavramsal alana sahip olduğunu söylemek gerekir. Bu nedenle özellikle son yıllarda, "seyirci dramaturgisi" kavramı daha görünür ve tartışılır olmuştur ve tiyatroların oyun seçimini ve sahnelenmesini de etkileyen bir kavram haline gelmiştir.

Bu nedenle sahnelediğim her oyun seçiminde “tarihsel ve toplumsal yürek vuruşu”nu yakalamak sözüm, dilimde pelesenk olmuş bir ilkedir.   Çünkü “seyirci dramaturgisinin” temeli bu ilkededir.

Dolayısıyla “seyirci dramaturgisi”, tiyatronun bütünsel olarak tasarlandığı bir alan olmalıdır. Bu alan bütünsel olarak ele alınır ve oyun seçilir, sahnelenir, oynanır ve seyirci ile buluşabilirse başarılı olunur. Sadece çok seyircinin bir oyuna gelmesi, o oyunun seyirci dramaturgisinin doğru yapıldığı ve işlevsel ve başarılı olduğu anlamına gelmez. Nice oyunlar vardır ki çok seyirci çeker ama anlamsal ve işlevsel olarak boş çeker ya da sisteme uyumlanmış çeker.

Bugünün tiyatrosunda seyirci analizi yapmak, sadece pazarlama ya da bilet satışı için değil, aynı zamanda dramaturgi bakımından kararların belirlenmesi için de önemlidir. Hedef seyirci kimdir? Bu hedef seyirciye ne söylenecektir? Söylenecek olan seyircinin yaşamını iyileştirecek, güzelleştirecek, bir sorunla yüzleştirecek ve dönüştürecek mi yoksa eğlencelik boş ve hoş ya da olumsuz etkiler mi bırakacak? Ya da seyirciyi iyice karamsarlığa, hiçliğe mi itecek? Hangi sosyal bağlamda bu oyun sahneleniyor? Seyircinin toplumsal, tarihsel, politik, kültürel kodları nelerdir? Bu sorulara verilen yanıtlar, oyun seçiminden sahneleme biçimine kadar birçok aşamayı etkiler. Yani seyirci, yalnızca anlamı alımlayan değil, aynı zamanda anlamın kurulmasında aktif rol oynayan bir özneye dönüşmelidir.

 “Seyirci Dramaturgisi”nin ilk verileri epik-diyalektik tiyatronun kuramcısı ve uygulayıcısı Bertolt Brecht tarafından ortaya konmuştur.

 Bu bağlamda tiyatroda, oyuncunun ve seyircinin diyalektik ilişkisine bakalım...

Tiyatronun iki temel ögesinden biri oyuncu diğeri de seyircidir. Ve oyuncunun tarih içinde gelişimi seyircinin niteliğini ve seyirci dramaturgisini belirler.

Tiyatronun iki temel unsurundan biri olan oyuncu, sadece sahnede bir karakteri canlandıran ya da bir rolü oynayan kişi değildir. Oyuncu aynı zamanda seyirciyle bağ kuran, duyguları ve düşünceleri aktaran önemli bir sanatçıdır ve seyircinin niteliğini belirleyendir. Oyuncu ve seyirci ilişkisi tarih boyunca diyalektik bir süreç yaşar.

Tarih boyunca oyunculuk anlayışları, doğal olarak toplumsal ve politik koşullar gereği değişir.

“Seyirci Dramaturgisi” dediğimiz kavram ise seyircinin oyunu nasıl alımladığı, anladığı, yorumladığı ve ona nasıl katıldığıyla ilgilidir. Oyuncunun performansı, seyircinin oyunu algılama biçimini doğrudan etkiler. Yani oyuncu ve seyirci arasında karşılıklı bir etkileşim vardır. Bunu da belirleyen tarihsel, toplumsal ve politik........

© Yeni Düzen