Politik tiyatro
“Biz tiyatroyu çağların aynası olarak değil, çağları değiştirmenin bir aracı olarak görüyoruz.” Erwin Piscator
Tiyatronun ve tüm disiplinlerinin, etik ve estetik değerlerinin tiyatro olmaktan çıkarıldığı neoliberal post-modern saçma bir zamandan geçiyoruz. Ve biliyoruz ki, bu saçma zamanlarda, devasa bir yozlaşma, bencilleşme yaşanıyor ve a-politikleşme...
Ve böyle bir zamanda her zamankinden daha fazla “TİYATRO”ya ihanet etmemiş bir tiyatro gerekir topluma.
Ve bildiğimiz gibi kapitalizm her şeyi metaya çevirir... Tüm metaları da birbirinden bağlantısız göstergeler dönüştürürken, tiyatroyu da içeriğini boşaltarak salt “gösteri” yani bir performans sanatı haline getirir. Gerçeği ise silikleştirir, görünmez kılar. Böylece tarihsellikten, toplumsallıktan ve kamucu politikalardan uzak kendi liberal politikaları doğrultusunda, sistemin tüm aygıtlarıyla a-politik, ben merkezci bencil bireyi yetiştirir ve yozlaşmanın kapsama alanını genişleterek tiyatroyu da kapsama alanına alır. Seyircinin, tiyatroda, yüzleşme, sorgulama yeteneğini ve değiştirme kudretini de hiçleştirir. Tam da böylesi bir yabancılaşmanın orta yerinde tiyatronun toplumcu içeriğine, tüm disiplinlerine, etik ve estetik değerlerine sahnelenecek oyunlarda müthiş bir görev düşer.
Bu nedenle şu vurguyu yapmak toplumsal bir görevdir; çünkü tiyatro en başından beri politik bir eylemdir.
*“Tiyatro eylemi zorunlu olarak politiktir, çünkü insanın bütün eylemleri politiktir ve tiyatro da bu eylemlerden yalnızca biridir... Tiyatroyu politikadan soyutlamaya çalışanlar bizi temel bir yanlışa sürüklemek istiyorlar ki, bu da politik bir tutumdur...” der Augusto Boal “Ezilenlerin Tiyatrosu” adlı kitabında.
Benim de anlatmak, öne çıkarmak istediğim de tamı tamına budur!
Tiyatro, doğası gereği toplumsal yaşamın çelişkilerini, sınıfsal çatışmalarını ve insanın tarihsel varoluşunu sahneye taşıyan politik bir sanattır. Bu nedenle "Tiyatroya politika karıştırmayın" söylemi tarafsız bir çağrı değil, egemen ideolojinin kendi politik tercihlerini görünmez kılma çabasıdır.
Egemenler “Tiyatroya Politika Karıştırılmamalıdır” derken, aslında kendi politikalarının sahnede sorgulanmasını, eleştirilmesini ve seyircide bir bilinç geliştirilmesini istememelerinin ifadesidir. Çünkü toplumcu gerçekçi politik tiyatro, sanatın dönüştürücü gücünü halkın emek ve özgürleşme mücadelesiyle buluşturan bir direnç ve aydınlanma eylemidir.
Bilindiği gibi tiyatro, insanlık tarihinin en eski sanat dallarından biridir. Toplumların düşünce yapısını, inançlarını ve siyasal düzenlerini yansıtan bir ayna görevi görür.
“Politik Tiyatro” ise bu yansımanın ötesine geçerek toplumsal sorunları sorgulayan, seyirciyi eleştirel düşünmeye yönlendiren ve değişim için harekete geçirmeyi amaçlayan bir tiyatro anlayışı olarak ortaya çıkar.
Politik Tiyatronun kökenleri Antik Yunan'a kadar uzanır. Antik Yunan tiyatrosunda sahnelenen........
