Hadi Öldürsene Canikom

İskele Belediye Tiyatrosu’nun sahnelediği ve Aziz Nesin’in kaleme aldığı “Hadi Öldürsene Canikom” oyununu, önceki akşam Girne Oda Tiyatrosu’nda izledim.

Sami Yakar’ın yönetmenliğini yaptığı oyun, yalnızlığın kara mizahı olarak da betimlenebilir.

Türk edebiyatının ve toplumsal mizah geleneğinin en güçlü isimlerinden biri olan Aziz Nesin, eserlerinde yalnızca güldürmeyi değil; düşündürmeyi, sorgulatmayı ve toplumun aksayan yönlerini görünür kılmayı amaçlayan bir usta yazardı.

Sadece bir alanda değil, edebiyatın birçok alanında, çok değerli eserleri bizlerle buluşturan Nesin, roman, öykü, şiir ve taşlamalarının yanı sıra tiyatro alanında da unutulmaz eserleri edebiyata kazandırdı.

Nesin, özellikle insan ilişkilerindeki çelişkileri kara mizah diliyle sahneye taşımayı başarmıştır. “Hadi Öldürsene Canikom” da bu anlayışın en dikkat çekici örneklerinden biridir.

1970’te yazılan oyun, Aziz Nesin’in toplumdaki yalnızlık, sevgisizlik ve iletişimsizlik meselelerine eğildiği önemli tiyatro metinlerinden biri olarak kabul edilir.

İlk kez 1994-1995 yıllarında sahnelenen oyun, yıllar boyunca farklı tiyatro toplulukları tarafından sahnelenmiş, özellikle Türk tiyatrosunun dev isimlerinden Haldun Dormen yönetmenliğindeki yorumuyla yeniden geniş kitlelere ulaşmıştır.

Bir diğer önemli isim Dilek Türker’in öncülüğünde sahnelenen versiyonu ise “Hadi Öldürsene Canikom”u modern dönemde yeniden hatırlanmasını sağlamıştır.

“Hadi Öldürsene Canikom”, iki komşu yaşlı ve dul kadının hikâyesini anlatır.

Siyen ve Diha adlı bu iki kadın, yaşamın kıyısına itilmiş, yalnızlıklarını birbirlerine tutunarak hafifletmeye çalışan karakterlerdir.

Siyen, ölmüş general eşinin anılarıyla yaşarken; Diha ise kendisine yazılmış sahte aşk mektuplarıyla hayata bağlanmaya çalışır.

Ancak gazetelerde ve radyolarda dolaşan bir haber, onların monoton yaşamına korkuyla........

© Yeni Düzen