Tam gerçeği bilememek! |
Ne olacak bu Kıbrıs meselesi?
Hristodulidis “çözüm olmasın” diye kışkırtıyor mu?
Erhürman haklı olarak Hristodulidis’in belki kasıtlı belki istemeden saçmaladıklarına yanıt vermek zorunda mı?
Türkiye çözüm istiyor mu?
Elbette herkes çözüm istiyor, tüm taraflar bir şekilde çözümden yanadır ancak yine tüm tarafların “çözüm modelleri” bayağı farklıdır!
Peki bu mesele veya sorun nasıl başladı?
Neden Kıbrıs meselesi diye bir mesele oluştu?
Elbette son yüz yılın Kıbrıs’la ilgili tüm taraflarının yazışmaları – belgeleri açıklansa da, “tam gerçek” kesinlikle kanıtlanamaz diye düşünmekle birlikte; benim bir numaralı “zanlım” Amerika’dır!
Yani bence Amerika’nın, Kıbrıs’ın bölünmesinin mimarı olduğu yönünde suçlanması çok mantıklıdır…
Ancak kimse bu zanlıyı sanık sandalyesine de oturtabilmiş değildir!
Yani ortada bir mahkeme kararı olmadığı için, Amerika, sadece zanlı olarak kalacaktır…
Haaa bu birinci zanlının suç ortakları var mı?
İlk sırada İngiltere…
İkinci sırada Türkiye ve Yunanistan!
Ve üçüncü sırada, Türkiye ve Yunanistan’ın Ada’daki “sadık elemanları”…
İşbirlikçi de diyebilirdim – demedim!
“Sadık elemanlar” demek daha Pazar yazısına uygun geldi…
Bu sadık elemanlar; özellikle de en başta bazı Kıbrıslı Rumlar, illa ki Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlama peşinde koştular…
Hani geçen gün tören de yaptılar ve Hristodulidis milliyetçi galeyana gelip, abuk – sabuk ve de saçma – sapan nutuk salladı ya!
İşte o törende andıkları 25 Mart 1821’deki Yunan ayaklanması, Osmanlı’ya karşı bağımsızlık mücadelesinin başladığı gün olarak kabul edilir…
Bu tarihte Yunan isyancılar, Osmanlı İmparatorluğu’na karşı ayaklanarak bağımsızlık için silahlı mücadeleye girişti ve o günden itibaren bazı din adamları aracılığı ile Kıbrıs’ta da benzer “ayaklanmalar” hedeflendi hatta denendi!
Kıbrıs da Osmanlı idaresindeydi…
Ama “Türklük” veya “Türkçülük” diye bir “kavram” veya........