2026’DA SEVGİYİ VE BARIŞI ÖNE ÇIKARALIM

2025 yılında, ekonomik sorunlar ve geçim derdi, enflasyon ve pahalılığın satın alma gücünü düşürmesi, fakirleşmenin, borçlanmanın artması ve hükümetin ekonomiyi iyi yönetememesi, halkımızı perişan etmiştir. Pek çok insanımızı da, trafik kazaları ve başta kanser olmak üzere, hastalıklar nedeniyle kaybettik.

2025 yılı, dünya’ da da olumsuzlukların yaşandığı bir yıl oldu. Başta, Gazze’ de yaşanan insanlık dramı, İsrail’ in saldırılarını sürdürmesi, on binlerce masum insanın ölmesi ve milyonlarca kişinin göçmen durumuna düşmesi bizleri de derinden üzmüştür. Ukrayna- Rusya savaşının sürmesi, İran –İsrail savaşı da endişeleri artırmıştır.

Umarım, 2025 yılı, halkımıza, iş dünyasına ve çalışanlara her alanda refah ve huzur getirir. Ancak, son günlerde yaşananlar ve bütçe rakamları, maalesef bize pek umut vermemektedir.

Sizlere bugün, bütün bu savaşlar ve sorunların dışında, bir sevgi hikayesi aktaracağım. O.Henry nin ‘’Noel Hediyesi’’ isimli hikayesi dünya çapında büyük beğeni toplamış bir eserdir. Bu hikayeyi daha önceki yıllarda da paylaşmıştım. Hikayeyi daha önce duymayan insanlarımızın da öğrenmesi amacıyla, yılın bu ilk gününde yeniden paylaşmak istedim.

Noel Hediyesi:

Tam bir dolar seksen yedi senti vardı. O kadar, ne bir sent eksik, ne bir sent fazla!.. Bunun da altmış senti penniden ibaret ufaklıktı. Bu pennileri teker teker bakkal, kasap, manavla çekişe çekişe pazarlık ederek ve her defasında satıcıların cimrilik suçlamaları karşısında utancından kıpkırmızı kesilerek biriktirmişti. Della paraları üç defa saydı. Bir dolar seksen yedi sent, o kadar! Halbuki ertesi gün Noel'di.
Kendini odadaki partal divanın üzerine atıp hıçkıra hıçkıra ağlamaktan başka çaresi yoktu. Della da böyle yaptı.
Della'nın evi, haftada sekiz dolara tutulmuş mobilyalı bir apartman! Tasvire değer bir hali yok. Tam bir fakirhane!
Mr.James Dillingham eve geldiği vakit size evvelce Della diye takdim ettiğimiz karısı kendisine "Jim" diye hitap eder, boynuna sarılarak onu bağrına basardı.
Gözyaşları dindikten sonra Della eline bir ponpon alarak yüzünü pudraladı. Pencerede durarak apartmanın o kasvetli arka avlusundaki bulut rengi bir parmaklık üzerinde yürüyen bulut rengi kediyi aptal aptal seyretti. Ertesi günü Noel'di. Jim'e bir hediye alabilecek yalnız bir dolar seksen yedi senti vardı. Bu pennileri aylardan beri birer birer biriktirmişti. Halbuki şimdi hiçbir işe yaramadıklarını görüyordu.
Haftada yirmi dolara pek bir şey yapmaya imkan yoktu. Masraf umduğundan fazlaya çıkıyordu.
Sevgili Jim'ine güzel bir şey almak hususunda hülyalar kurarak bir çok mesut anlar yaşamıştı. Güzel, nadir, parlak bir şey, Jim'e ait olmak şerefi ile az çok mütenasip bir hediye.
Pencereden uzaklaşarak kendini aynanın önüne attı. Gözleri pırıl pırıl yanıyordu, ama yirmi saniye içinde rengi uçuvermişti. Saçlarını çözerek omuzlarının üzerine döktü.
James Dillingham Young Ailesi'nin iftihar ettikleri iki şeyleri vardı. Birisi Jim'in babasından intikal eden ve aslında büyük babasına ait olan altın saat, diğeri ise Della'nın saçları idi.

Apartmanın hava deliğinin karşı tarafında Saba Melikesi otursaydı Della, kraliçenin mücevherlerini kıymetten düşürmek kastiyle, o güzel saçlarını pencereden dışarı sarkıtırdı. Hazreti Süleyman apartmanın kapıcısı olsa ve bütün servetini, elmaslarını, bodrumda bulundursaydı, Jim ihtiyarı kıskandırıp hasetle sakalını kaşıttırmak için önünden her geçişinde........

© Yeni Düzen