menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kolonyalizm-Artığı İngiliz Üsleri Gayrimeşrudur!

29 0
08.03.2026

ABD ve İsrail’in uluslararası hukuk kurallarını hiçe sayarak İran’a karşı başlattıkları haksız savaş bütün bölgenin ateşe atılmasına neden oldu. Bölgede ABD çıkarlarına dönük füze ve drone saldırılarında bulunan İran, Kıbrıs’taki İngiliz üslerini de hedef aldı ve böylece, sömürgecilik-artığı üsler bir kez daha gündeme geldi.

Maalesef, Kıbrıslılar uzun yıllardan beri İngiliz üslerinin varlığını tartışmaya açmaktan kaçına gelmişlerdir. Emperyalizme karşı sert eleştiriler yöneltmekle tanınan AKEL eski Genel Sekreteri ve eski cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas bile bu konuyu “grandchildren of our grandchildren”, yani torunlarımızın torunlarının ele alacağını söylemişti.  

Oysa, bu üslerin Kıbrıs’taki varlığı meşru değildir.

Aşağıda, bu konuya daha yakından bakalım...

Birleşik Krallık, Zürih Anlaşmasını imzalayan Türkiye ile Yunanistan’a ve bu ülkelerle birlikte Londra Anlaşmasını imzalayan Kıbrıslı Rumlarla Kıbrıslı Türklere Kıbrıs’ın egemenliğini Kıbrıs Cumhuriyeti’ne ancak üs şartının kabul edilmesiyle devredeceğini söyledi ve imzacı tarafları adada egemen İngiliz üslerini kabul etmeye zorladı. Taraflar da bu dayatmayı kabul etti, daha doğrusu kabul etmek zorunda kaldı.

Aslında, Zürih Anlaşması imzalanmadan önce, Türkiye, Yunanistan ve Başpiskopos Makarios adada egemen İngiliz üslerinin varlığını kabul edeceklerini taahhüt emişlerdi ve Zürih Anlaşmasından bir gün sonra, 12 Şubat 1959 tarihinde, Londra’da İngiliz dışişleri bakanı ile bir araya gelen Türkiye ve Yunanistan dışişleri bakanları üs konusunu da konuşmuşlardı.

İngiliz bakan, üslerinin ne kadar bir alanı kapsayacağı konusunda henüz bir karara varmadıklarını söylediğinde, Yunanistan dışişleri bakanı Averof, kendileri açısından üslerin kapsayacağı alanın bir sorun teşkil etmediğini söyledi. Averof, İngiltere’nin fazla üs istememesini, örneğin 20 üs talebiyle gelmemesini belirterek, 12 üsse kadar bir sayının makul sayılacağını ileri sürdü.

Türk dışişleri bakanı  Zorlu da aynı görüşteydi.

Averof ve Zorlu, ayrıca, üslerin garanti alınacağı konusunda İngilizlere güvence verdiler ve Kıbrıslıların üsler konusunda fikir değiştirmesini engellemeyi taahhüt ettiler.

Büyük Britanya, Zürih Anlaşmasının imzalanmasından sonra (11 Şubat1959) ve Londra Anlaşmasının imzalanmasından önce (19 Şubat), 17 Şubat 1959 tarihinde Zürih Anlaşmasını şartlı olarak kabul edeceğini açıkladı ve bu şartların başında, adada egemen İngiliz üslerinin kabul edilmesi geldiğini vurguluyordu. 

Türkiye ve Yunanistan dışişleri bakanları Londra Anlaşmasının imzalandığı gün olan 19 Şubatta ayrı ayrı yayınladıkları bildirilerle Britanya’nın Zürih’te yapılan anlaşmalara katılımını ve adada bağımsız üslere sahip olmasını kabul ettiklerini açıkladılar.

Benzer biçimde, Dr. Küçük ile Başpiskopos Makarios da 19 Şubatta yayınladıkları bildirilerle bütün anlaşma metinlerini “Kıbrıs Sorununun nihai çözümü için üzerinde anlaşmaya varılmış esaslar” olarak kabul ettiklerini beyan ederek İngiliz üslerini kabul ettiklerini açıkladılar.

Makarios Dr. Küçük Dayanışması

Üslerin kapsayacağı alan ve diğer konular Karma Londra Komitesi’nde görüşülüyordu. Komitede İngiltere, Yunanistan ve Türkiye temsilcilerinin yanı sıra, Kıbrıslı Türkleri temsilen Osman Örek, Kıbrıslı Rumları temsilen de Zenon Rossidis yer alıyordu.

İlk toplantı 23 Mart 1959 tarihinde Calton House Terrace’ta (Londra) yapıldı. Daha sonra toplantılar York Terrace’ta sürdürüldü. Üslerle ilgili başlıca sorunlar, üslerin........

© Yeni Düzen