We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Kibir, Trajedi ve Kıbrıs’ın Trajik Figürleri Üstüne

2 4 16
14.08.2022

Temmuz ve Ağustos ayları normalde ülkemizde sorgulamaya, yüzleşmeye, başkalarının acısına bakmaya vesile olmalıydı. Ne var ki, ülkenin darbe ve savaşla sarsılıp ikiye bölündüğü 1974 yazının üzerinden tam 48 yıl geçmiş olmasına karşın toplumlar maalesef hala birbirlerini suçlamakla iştigal ediyorlar.

Ne gerçek anlamda sorgulama söz konusudur, ne de yüzleşmeden eser var. “Biz”den sayılmayanların yaşadığı acılara ve adaletsizliklere hafızamızda yer yok!

Kıbrıs sorununu adeta bir melodram olarak yaşıyoruz. “İyiler” ile “kötüler” birbirlerinden kesin çizgilerle ayrılmışlardır, iyiler bir tarafta, kötüler başka taraftadırlar ve tam bir zıtlık içindedirler.

Olup bitenleri yüzeysel bir anlayışla melodram olarak algılamamıza yol açan şey, aslında tam da bu yüzleşmeme, sorgulamama halidir!

Oysa Kıbrıs’ta yaşananlar bir melodram değil, bir trajedidir.

Trajedilerde “iyi-kötü”, “haklı-haksız” ayırımı yoktur. Her şey karmaşık ve muğlaktır. Hatta Hegel’e bakarsanız, çatışan tarafların trajedi ile sonlanan serüvenlerinin kaynağında ayrı ayrı haklı olmaları vardır. Yani, çatışmada bütünüyle haklı ve bütünüyle haksız taraflar yoktur ama gelgelelim çatışan taraflar kendilerini haklı, ötekini haksız olarak görürler.

Kıbrıs sorununun doğuşu ve gelişimine baktığımızda, çatışma tarihinin her aşamasında kendini bütünüyle haklı, öteki toplumu da bütünüyle haksız sayan bir anlayışın baskın olduğunu görürüz. Çatışmayı doğuran ve trajediye yol açan bu inatlaşma ile zıtlaşmanın........

© Yeni Düzen


Get it on Google Play