Kıbrıs’ın bütün umutsuzları birleşiniz! |
Biz ve onlar ikilemi sonsuza kadar sürecek bir çözümsüzlük ya da gergin bir katlanma zemini demektir. Barış dili yeni bir “biz ”in oluşmasını gerekli kılar. Ortaklaştığımız kimlikler ve aidiyetlerle oluşacak yeni bir “biz” den söz ediyorum. Kıbrıs’ın her iki yanında kimlik ve aidiyet tanımlarının politik yelpazeyi yansıtacak biçimde şekillenmesi biz ve ötekiler tanımındaki değişik duruşlarla ilgilidir. Türk, Kıbrıs Türkü, Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı tanımlarına bakınca sağdan sola doğru bir politik duruş görülür. Güneyde de benzer bir durum vardır ve sol içinde ortak kesişen ‘Kıbrıslı ’da buluşulur. Yani etnik olmayan, sınırları deniz olan bir kara parçasına, onun tarihsel, melez kültürüne aidiyetle. Bütün mesele de budur zaten. Bu adanın bütününe duygusal bir bağ kurabilmek. Bu duygusal bağ zoraki bir biçimde kurulmaz ama. Bizim kuşakta ve bizden önceki kuşaklarda doğal biçimde vardır çünkü insanın yurdu çocukluğudur. Bizim çocukluk anılarımız adanın bütününe aittir. Her şeye rağmen Denktaş ve Klerides, Vasiliu, Talat ve Hristofiyas, Akıncı ve Anastasiadis için öyleydi. Duygusallık çoğu politikacının reddettiği bir duruştur ama çocukluk da gökyüzü gibi hiçbir yere gitmez. Yeni kuşak politikacılar en çok da bölünmüş adamızın bir yarısına dair bellek taşıyorlar. Doğal bir durum bu. Adanın diğer yarısına, diğer yarısının........