We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Zirveler, Yeni Uluslararası Düzen ve Kıbrıslı Türkler

1 2 0
01.07.2021

Uluslararası ilişkiler bakımından önemli birçok zirvenin ardı ardına gerçekleştirildiği bir dönemi geride bıraktık. 11 Haziran’da G7 ülkelerinin bir araya gelmesiyle başlayan zirve maratonu, NATO zirvesi, AB-ABD zirvesi, Rusya-ABD zirvesi ile devam ederek, geçtiğimiz hafta AB liderler zirvesi ile son buldu. Bu zirveler arasında, Erdoğan-Biden görüşmesi ve Libya’ya ilişkin 2. Berlin Konferansı gibi başka kayda değer gelişmeler de yaşandı.

Bir önceki ABD Başkanı Trump döneminde uluslararası düzende hâkim olan düzensizlik hali, COVID-19 salgınının baş göstermesiyle daha da görünür ve sıkıntılı bir noktaya ulaşmıştı. Şimdi ise, bu zirvelerin de ortaya koyduğu gibi, yeniden bir uluslararası düzen oluşturulma sürecine tanıklık ediyoruz. Joe Biden’ın ABD Başkanı olarak seçilmesiyle tetiklenen bu süreç, dünya sahnesinde stratejik olarak kartların yeniden karılması anlamına geliyor.

Dış politika stratejisi olarak ‘Amerika geri döndü’ sloganı ile ilerleyen Biden yönetiminin, sadece Trans-Atlantik bölgesiyle sınırlı kalmayan, aynı zamanda Avrupa-Atlantik bölgesi ile Asya-Pasifik’i de kapsayan ‘kurallara dayalı uluslararası düzen’ olarak adlandırılan bir dünya düzenini ABD önderliğinde yeniden oluşturma gayreti, zirvelerin sonuçlarından da kolayca okunuyor.

‘Kurallara dayalı uluslararası düzen’ aslında yeni bir kavram değil. İkinci Dünya Savaşı sonrası yine ABD tarafından oluşturulan düzenin, aynı liberal değerler ve kurallarla yeniden kurgulanmasını içeriyor. Bu çerçevede, eskiden Sovyetler Birliği olan ana hasmın yerini, bu sefer Rusya ve Çin birlikte alıyor. Başta NATO zirvesi sonuç bildirgesi olmak üzere son zirvelerle yapılan açıklamalar, ABD’nin oluşturmaya çalıştığı bu yeni düzende bu iki ülkeyi, ana sistemik tehdit veya rakip olarak açık bir şekilde deklare ediyor. Sonuçta, kurallara dayalı uluslararası düzenden kastedilenin ABD’nin ortaya koyduğu kurallar olduğu ve bu liberal kurallarla Rusya ve Çin’in hiçbir anlamda uyuşmadığı, hatta onlar tarafından bu kurallara meydan okunduğu ortadadır.

Bu oluşum içerisinde, AB’nin, ABD’nin ana müttefiki ve stratejik ortağı olarak konumlandırıldığı da görülüyor. Hatta, spesifik olarak........

© Yeni Düzen


Get it on Google Play