Kendi Kirlerini Saklama Telaşı
Bir medya yöneticisi olarak uzun yıllar hep övünçle söz ettim; bizim gazetemiz masumiyet karinesine saygılıydı.
Yani biz, yargılanmak üzere mahkemeye çıkan insanları suçlu gibi göstermiyor, açık isimlerini ya da fotoğraflarını yayımlamıyorduk.
Bu etik tavır, çoğu zaman okuyucunun merak dehlizlerinde karşılıksız kalıyordu. Teşekkür beklerken azar işitiyor, "bulmaca gibi gazete mi olur?" eleştirilerine göğüs geriyorduk.
Ama bir ilkeye hep inandık: Kişi hakkında yargı kararı olmadığı sürece masumdur.
Ne zaman ki yargıç kararını veriyor, yargılanan kişi suçlu ilan ediliyor; işte o zaman hem fotoğraf servis ediyor hem de isimleri açık açık yayımlıyorduk.
Tabii bu durumun istisnaları da yok değildi; kamuoyunun ortak vicdanını sarsan infialler ya da doğrudan toplumu ilgilendiren kamusal kişilikler söz konusu olduğunda, bilgi edinme hakkı mahremiyetin önüne geçerdi. Katilin itirafı ortadayken, ismini........
