SON KALEYİ DE TESLİM EDERKEN… |
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Türkiye’nin en prestijli üniversitelerinden biri.
Kuzey Kıbrıs’a bir yerleşke açma fikri ilk gündeme geldiğinde, özellikle yerel üniversiteler arasında haksız rekabet sorgulamasına neden olsa da genel olarak eğitim kalitesi ve sektör prestijinin yükseltilmesi açısından memnuniyetle karşılanmıştı.
O dönem CTP içindeki heyecanı çok net hatırlıyorum…
Ne var ki, aslında Orta Doğu Teknik Üniversitesi ile başlayan bu süreç, aslında özellikle adada kurulan ilk 5 üniversite açısından bir tür haksız rekabet de taşıyordu. Zira devlet destekli arazi tahsisleri ve imtiyazlarla birlikte düşünüldüğünde, bu en üst düzey siyasi sahipleniş, yerli üniversiteleri rahatsız ediyordu.
Ama bu tartışmalar ODTÜ’nün eğitime başladığı 2005 yılına ait.
Sonrasında zaten sektördeki zemberek tamamen koptuğundan, bunlar da temel anlamını yitirdi.
Ancak buradaki net durum, bu üniversitelerin adaya gelişinin bizzat üst düzey siyasi bir irade ile olduğu. Yoksa ekonomik bir akıl içermediği son derece açık.
“Sayın Başkanımız Erdoğan, gidecek ve Kıbrıs’ta bir yerleşke açacaksınız dedi. Ekonomik bir getirisi yok ama sorgulamadık.” sözleri bizzat dönemin ODTÜ üst düzey yetkililerinin benim TV programımda kullandıkları ifadeler!
ODTÜ için imzalanan protokol, özellikle “verilecek” diye bakılan Güzelyurt bölgesi ve bölge halkı için bir heyecan yaratmıştı.
Tam da müzakere süreçlerinin hareketlendiği, tarihin çözüme en yakın olduğu zamana denk gelmesi de ayrıca manidardı.
Sonrasında yerleşke alanının mülkiyet sorunu da Taşınmaz Mal Komisyonu ile çözülerek Türkleştirildi. Tabii ki bu tazminat bedeli de bizzat Türkiye tarafından karşılandı.
ODTÜ arazilerinin mülkiyet sorunu giderildi ancak beklenildiği kadar bölge için ekonomik bir ivme yaratmadı. Yine de üniversitenin kalitesinden ödün vermeden, kendi içinde prensipleriyle 20 yılı aşkın bir süredir aktif eğitim verdiğinin altını çizmek gerekiyor.
İTÜ’nün adaya gelmesi ise 2008 yılına dayanıyor. Protokol, dönemin CTP-DP hükümeti döneminde imzalanmış ve Eski Mağusa Devlet Hastanesi, üniversiteye devredilmişti. Bu binanın hem ölçeği hem de yapı geliştirme konusundaki dezavantajları da düşünüldüğünde, Karpaz bölgesindeki 2 bin dönümlük hali arazinin devri ve 500 dönümlük özel mülkün kamulaştırılması çok da tartışılmadı.
Ancak bu devasa ölçek yetmedi, sonrasında sessiz sedasız 3500 dönüm orman arazisi de eklendi, bu........