Bu masa… Ne kurulur, ne bozulur?

Liderler dün yeniden biraradaydı.

BM Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in ile birlikte hem ayrı ayrı hem de üçlü olarak gerçekleştirdikleri görüşmeden yine bir sonuç çıkmadı.

İlerleme sağlanamadı.

Cumhurbaşkanı Erhürman’ın görüşmeyle ilgili tanımı, sanırım durumu özetler nitelikte;

“Verimli değil!”

“Yararlı!”

Rum Lider Hristodulidis’in müzakerelerin başlaması için masaya getirdiği yeni maddelerin ilki, son derece kurnaz bir meydan okuma içeriyor.

“Çözüm temelinin teyit edilmesi ve görüşmelerin Crans Montana’da kaldığı yerden devam etmesi!”

Çözüm temeli şüphesiz ki federasyon!

Crans Montana da BM hakemliğinde, BM ilkeleri ve federasyon zemininde bir görüşmeyi tarif ediyor.

Yani Türkiye’nin 7 Temmuz 2017 gece yarısı ilan edip, o günden bu yana sürdürdüğü BM zemininin reddi ve federasyonun öldüğü politikasına rağmen bunu yapıyor.

Böylelikle Erhürman’ı köşeye sıkıştırıyor.

Erhürman ise, 3 ayda ilmek ilmek itinayla bir strateji örüyor.

Federasyon zemininde federasyon demeden, bir müzakere süreci başlatıp, Türkiye’nin desteğini sağlamak. Ya da Türkiye politika yumuşatana kadar ortamı germeden, süreci korumak.

Muhtemelen bölgede taşlar henüz yerine oturmamışken, yeni düzende Türkiye’nin tekrar Kıbrıs’ta çözüm zeminine dönme olasılığına ve umuduna sarılarak yapıyor bunu.

Yenidüzen ve Kanal Sim ortak röportajında da açıklıkla söylediği gibi, “Türkiye’ye rağmen müzakere ve çözüm olmayacağı gerçeği” ile hareket ediyor.

Bugüne kadar bu konuda en azından bir kriz yaşanmadı. Aldığı bütün eleştirilere rağmen, korumak istediği c destekle kendi yolunda devam edeceğini gösteriyor.

Kıbrıs sorununun bütün gerçekliğine rağmen, Türkiye’deki mevcut yönetimin seçilmiş Belediye Başkanlarını, Cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu’nu aylardır hapiste tuttuğu gerçeği, “seçilse de o koltukta oturamayacak” dediği Akıncı tecrübelerini hatırladığımızda, bu tavrın pragmatik ve en azından şimdilik akılcı bir tavır olduğunu söylemek mümkün.

Sonuçta Türkiye-Kuzey Kıbrıs ilişkisi ağır asimetrik bir ilişki!

Erhürman seçildiğinden beri 3 kez biraraya gelen tarafların somut bir ilerleme kaydedememesinin başka nedenleri de var.

Ve ne yazık ki bu temel nedenler, kısa ve orta vadede de radikal ilerleme sağlanamayacağını gösteriyor.

Bunlara kısaca göz atalım;

Öncelikle Kıbrıs Rum tarafı, AB Dönem Başkanlığı’na odaklanmış durumda.

6 aylık oldukça zorlu ve yoğun bir programı var.

Kıbrıs gibi küçük ölçekli bir ülke için bu son derece prestijli ve görünür bir rol.

O yüzden bunu mümkün olan en iyi şekilde tamamlamak istiyor olması oldukça anlaşılır.

Yaklaşık 2 yıllık hummalı bir çalışma sonrası gerçekleşen açılış töreni, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin katılımıyla gerçekleşti.

Zelenski’nin ilk Kıbrıs ziyaretine de denk gelen bu ihtişamlı törenin şüphesiz bir açılış ilanından öte anlamı, Kıbrıs Rum tarafının AB kurumlarının da tam desteğini alarak, eski ve tarihi yol arkadaşı Rusya’ya yüksek perdeden meydan okumasıydı.

Rum Lider Hristodulidis’i sarsan video skandalı da bu nedenlerle Rusya ile ilişkilendiriliyor.

Muhtemelen bu nedenlerle, aslında AB değerleriyle doğrudan çelişen bu rüşvet skandalına rağmen Hristodulidis, büyük bir destekle karşılanıyor, AB kurumlarında.

Kıbrıs dönem başkanlığı boyunca, Grönland’a karşı Amerika’nın bütün vergi tehditlerine........

© Yeni Düzen