Suçla Mücadele Maskesi Altında İfade Özgürlüğünü Budamak

Son günlerde Ceza Yasası ve Bilişim Suçları Yasası’nda yapılmak istenen değişiklikler, kamuoyuna tek bir başlık altında sunuluyor: “Suçla mücadele.”

Tetikçi olayları, artan kriminal vakalar, organize suç söylemi… Toplumda doğal olarak oluşan güvenlik kaygısı, bu tasarıların arkasına bilinçli biçimde kalkan olarak yerleştiriliyor. Ama burada uygulanan yöntem çok tanıdık.

İfade özgürlüğünü ve basın hürriyetini daraltan düzenlemeler, “güvenlik” söyleminin gürültüsü içinde sessizce geçirilmeye çalışılıyor. Çünkü doğrudan çıkıp “ifade özgürlüğünü sınırlandırıyoruz” demiyorlar. Onun yerine şunu yapıyorlar: Ülkedeki kriminal olayları öne sürüp, bu olaylarla doğrudan ilgisi olmayan cezalandırıcı maddeleri aynı paket içine sıkıştırıyorlar.

Silahlı saldırılar konuşulurken, aynı yasa metni içinde dijital yayınlara, sosyal medya paylaşımlarına, basın faaliyetlerine dönük cezai genişlemeler görünmez kılınıyor.

Bu bir tesadüf değil. Bu, bilinçli bir siyasal strateji. Toplumsal korku üretiliyor. Ardından bu korku üzerinden, ifade alanını daraltan düzenlemeler “kaçınılmaz güvenlik önlemi” gibi sunuluyor.

Oysa gerçek şu: Bir ülkede organize suçla mücadele etmek istiyorsanız, adres gazeteciler değildir. Adres sosyal medyada........

© Yeni Düzen