Tarihin Hangi Tarafında Duracağız?

“İlk savaş değil. Ondan önce

Başka savaşlar da oldu.

En sonuncusu bittiğinde

Kazananlarla yenilenler vardı.

Yenilen yanda yoksul halk

Açlıktan kırıldı. Kazanan yanda

Açlıktan kırıldı yine yoksul halk.”

Bölgesel çatışmaların giderek bölgesel savaşlara, oradan da dünya geneline doğru yayılma eğilimi gösterdiği bir dönemden geçiyoruz. ABD’nin tek kutuplu küresel hegemonyasının büyük yoksulluklar ve derin eşitsizlikler ürettiği; kapitalizmin ise varlığını sürdürebilmek için sürekli genişlemeye, yeni alanlara nüfuz etmeye ihtiyaç duyduğu bir çağdayız.

Bu nedenle emperyalist müdahaleler ne sıradan gelişmelerdir ne de tesadüflerin sonucudur. Arkasında ne Tevrat vardır ne de İncil. O müdahalelerin ardında ihtiyaç duyulan devasa enerji kaynakları, küresel sermayenin yön değiştiren akışları ve dünya ekonomisini kontrol altında tutma arzusu vardır.

1990’lı yıllarda küreselleşme üzerine yazdığım yazıları bugün hala hatırlıyorum. O günlerde bunun geri dönüşü olmayan bir akış olduğunu, hatta adeta bir doğa kanunu gibi işlediğini savunanlar vardı. Küreselleşmenin insanlığı sınırsız özgürlüklere........

© Yeni Düzen