We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

KAYBEDİLEN BİR HASLET; SAHİPLENMEK.

8 0 0
23.09.2021

Her geçen gün değerlerimizin yitiminden daha fazla söz ediyoruz. Nerede o eski günler edebiyatındaki gibi gençlerde saygı kalmadı, ahlak kalmadı diye diye hayıflanıyoruz. Oysa geçenler geçer ve yeni şeylere bakmamız gerektiğini de hep unuturuz. Sanırım eskilerle avunmak ve eskilere ağlamak işimize ve kolayımıza geliyor. Her devrin, çağın adına ne derseniz deyin bir eskileri ve yenileri olacaktır. Ama kabul edelim ki günümüzdeki bu eskiyle yeni arasındaki uçurum hız ile birlikte bir hayli fazla. Daha ne oluyor ne bitti diyemeden çağ atlamış gibiyiz.

Teknoloji büyük etken

Teknoloji bizi dönüştürüyor, değiştiriyor ve uyumluyor. Hızın verdiği potansiyel ile birlikte sanki aynı anda dünyanın her yerinde gibiyiz. Belki de eskilerin tayyî mekân dedikleri günümüzde böyle gerçekleşiyor; sanal olarak. Eskiden meşhur Bağdat Kütüphanelerindeki el yazmalarına ulaşmak için bir insan binek hayvanın üzerinde hatta bazen yürüyerek haftalarca, aylarca yol kat ederken, bugün parmağımızın ucunda o bilgiler. Hem de anında ve aynı anda birçok insanla birlikte o bilgiyi edinebiliyoruz. İşte tam da burada soracağımız soru bu;

Teknoloji bilgiyi değersizleştirdi mi?

Algoritmalar sayesinde her türlü veriye ulaşabiliyorken bilgi değerini mi yitirdi? Ulaşılan şey kolaylaştıkça değerini de yitiriyor. Çünkü emeksiz, zahmetsiz ve kolayca para ile edilebilen her şey kolayca etkisini kaybediyor. Çünkü amaç sadece elde etmek ise onda aidiyet aramak yanlış olur. Aidiyet kuramadığımız herhangi bir şeyle temasımız yüzeysel olacaktır. Sadece ona erişmek ve tatmin olmakla programlanırız. Erişim bu kadarla kalıyor ve o elde edilen şey her neyse çöpe atılıyor. Tıpkı bilgisayardaki bilgileri zamanla çöpe attığımız gibi. Ama bir el yazmasını çöpe atmak asla kimsenin yapmayacağı bir şeydir, eğer deli değilse tabi.

Sahiplenmek elde etmek değildir

İki uç arasında yaşadığımız zamanlardayız. Ya tamamen aidiyet kurmadan bir şeyi fetişist duygularla elde etmeye hırslanıyoruz. Ya da; ya benimsin ya da toprağın diyen bir başka hastalıklı ruh haliyle değerleri paramparça ediyoruz. Hatta sırf çocuğunun istemsiz isteklerini tatmin etmek için alınan kedi, köpek gibi hayvanları canımız sıkıldığında dışarı atabiliyoruz. Hiçbir hakikatin içinden geçmediği bu yalancı sahiplenmenin bireyleri ve dolayısıyla da toplumu hasta ettiğinin farkında mıyız? Üniversite sınavını kazandıktan sonra seren öğrenci misali veya uzun süre işsiz kalan birinin işe girdikten sonraki motivasyonsuzluğu ve isteksizliği hep bir aidiyet duygusunun olmamasından kaynaklanıyor. Türlü şeylere bahane bulmak şikâyet etmek, hayıflanmak ve sorun yaratmak aidiyet duygusunun olmamasından veya yitiminden ileri gelmektedir.

Sahiplenmek sorumluluktur

Kendisine saygısı olan insan, kendisiyle alakalı olan her şeye istisnasız saygılıdır. Canlı, cansız tüm varlıklara karşı bir sorumluluğumuz var. Varlığından dolayı ailemize, sevdiklerimize hatta oturduğumuz apartmandaki komşularımıza, arkadaşlarımıza, bahçedeki ağaca saygımız ve dolayısı ile sorumluluğumuz, sahiplenmek duygumuz vardır. Ancak sadece ağaçlara düşkünlük gösterip ailesini, sevdiklerini görmezden gelen biri gibi olmamalıyız. Hayatı dengede yürütmeyi ve aidiyet teşekkülünü bu denge üzerine kurmasını öğrenmeliyiz. Aidiyet bir şeye olan bağlılığımızdır. Bağlılığımız ise orada hoş bir seda bırakmak için vardır. Başarı, para, mal, mülk gibi şeyler hakkıyla sahiplenenler için çok bir şey değildir. Çünkü maddi varlıklar geçicidir. Gerçeği sahiplenenler için bu sadece bir araçtır. Önemli olan gönüle girerek sahiplenmektir. Gönülleri kucaklayarak, iyileştirerek sahiplenmek hakikatin ta kendisidir.

HABERLER.. HABERLER.. HABERLER

Sevgili okurlar, geçen hafta grip gibi bir şey geçirdiğim için Buluşma Noktası’nı çıkaramadım. Grip olduğunu umuyorum çünkü üçüncü doz aşının ardından başıma geldi böyle bir şey. Sanırım bağışıklığım düştü ve gribe yakalandım. Ama şu an gayet iyiyim. Bu vesileyle gribin de yaygın olduğunu hemen söyleyelim. Karantina sonrası olsa gerek bazı kuralların devam etmesine rağmen insanlar rahat davranabiliyorlar. Azami dikkat gerekiyor ki bu kışı da kazasız belasız atlatalım.

…….

İstanbul başta olmak üzere neredeyse tüm şehirlerimizde büyük bir kira problemi yaşanıyor. Bu sene sonbahar yaklaşırken bir anda kira fiyatlarının artmasını ben hiçbir şekilde açıklayamıyorum. Ne oldu da kiralar neredeyse bin, iki bin lira birden arttı. Ne değişti geçen seneden beri? Akıl, mantık alacak gibi değil. Ev sahipleri bunu fırsat bilip kırık dökük evlerine toz kondurmadıkları gibi şikâyetleri bildiren kiracıyı da mahkemeye verip kontrat üzerinden zam yapmadıkları takdirde çıkarmakla tehdit ediyor. Nasılsa kiralık ev arayan çok evim boş kalmaz fırsatçılığıyla hareket ediliyor. Bunu piyasa kendi mi dengeleyecek? Piyasa dengeleyene kadar vatandaş ne yapacak? Onca öğrenci nasıl yapacak? Allah cümlemize yardım etsin. Anlaşılan bu salgın da ders olmamış.

………

Bu hafta dikkat ettiyseniz, sayfamızda aramıza yeni katılan Sevgili Dilara Hoca’mızı ağırlıyoruz. Kendisi tarih alanında........

© Yeni Birlik


Get it on Google Play